Friday, January 6, 2017

voyager, altın plak, carl sagan ve insanlığın iyi şeyler yapmaya kadir olduğuna dair umutlarımız

20 Ağustos 1977'de Voyager 2, 5 Eylül 1977'de Voyager 1 adlı ikiz uzay araçları, ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Uzay Üssü'nden, birer Titan IIIE roketi vasıtasıyla uzaya gönderildiler.

Bu uzay araçların  bundan yaklaşık 40 yıl önce başlayan görevi, hala devam etmekte. Bu görev, Güneş Sistemi'ni, gezegenlerin ötesini ve nihayet yıldızlararası uzayı keşfetmek idi. Geçtiğimiz yıllarda yıldızlararası uzaya girdikleri varsayılan araçlar, hala Dünya'dan komut alıp bilgi yollayabiliyor.  Voyager 1 uzay aracı, şimdiye kadar Dünya'dan en uzağa gitmiş insan yapısı cihaz olarak adlandırılıyor.



Voyager 1 ve 2'yi, çooook uzaklara gitmeyi başarmış olmaları ve insanlığın, gezegenler ötesindeki gözü kulağı olmuş olmaları haricinde özel yapan bir nokta daha var. Bir Carl Sagan dokunuşu. Altın Plak.



Altın Plak, içinde galaksideki adresimiz, Dünya'daki yaşam biçimimiz ve yaptığımız işlerin bir özeti bulunan, bir tür zaman kapsülüdür. İnsan medeniyetinin en uzun dönemli projesidir. Bu plak, bundan belki milyonlarca yıl sonra, dünya dışı zeki bir uygarlık tarafından bulunma ihtimali ile, şayet bu gerçekleşirse, onlara "Biz buradaydık" mesajı verme amacıyla yapılmıştır.



Öncelikle Carl Sagan'ı biraz daha yakından tanıyalım. Voyager projelerini, onun aracılığıyla daha özel hale getiren nedir, ona bakalım. 

Carl Sagan, zamanın Rus İmparatorluğu'ndan, şimdinin Ukrayna'sından ABD'ye göçen tekstil işçisi bir baba ve New York'lu ev hanımı bir annenin çocuğu olarak 1934 yılında, New York'ta dünyaya geldi. Okul yıllarını, doğaya ve bilime meraklı, çok okuyan ve araştıran, derslerinde çok başarılı bir çocuk olarak geçirdi. Bu başarısını üniversite döneminde de sürdüren Sagan, akademik kariyerini Berkeley ve Harvard üniversitelerinde, Smithsonian Astrofizik Gözlemevi'nde ve son olarak Cornell Üniversitesi'nde çalışarak sürdürdü. 
Biz Carl Sagan'ı, bilim sevgisinin ve bilimsel düşüncenin yaygınlaşması için yaptığı çalışmalar aracılığıyla tanıyor ve seviyoruz. Bu çalışmaların başında, 80'li yıllarda TRT'de de yayınlanan Kozmos belgeseli geliyor. 

Çocukluğu 80'li yıllarda geçenler, uzay konularıyla çokça haşır neşir olmuşlardır. O dönemin çocukları, gerek Yıldız Savaşları, Uzay Yolu, Ziyaretçiler gibi bilim-kurgu dizileri, gerekse ABD ve Sovyetler Birliği arasında devam etmekte olan "Uzay Yarışı" dolayısıyla ABD'nin uzay teknolojisinin bir propaganda aracı olarak sürekli teşhir edilmesinden dolayı, çokça uzay dopingi almışlardır. Biz 80'lerin başında minik veletlerken, İnsanoğlu'nun (Ne yazık ki Ay'a giden astronotlar arasında hiç kadın astronot yoktu) Ay'a ayak basmasının üzerinden henüz 20 yıl bile geçmemişti. Hala Ay'a gidişin gururunu yaşıyor ve Soğuk Savaş'ın nükleer çatışma tehtidlerine rağmen geleceğe umutla bakıyordu insanlık. Şu an bulunduğumuz 2010'lu yılları hayal ettiğimizde, gözlerimizin önüne uçan arabalar, yıldızlarası yolculuk yapabilen dev uzay şehirleri ve farklı gezegenlerde, parkta gezintiye çıkmış gibi dolaşan insanlar geliyordu. Zaten uzaya meraklı olan bir kuşak olarak bizim, Carl Sagan'ın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği Kozmos'u ekrana yapışarak izlemememiz için hiçbir neden yoktu. 

Carl Sagan - Kozmos (1980)


Carl Sagan, Kozmos'ta bizlere, gerçek hayatın bilim-kurgudan çok daha ilginç olabileceğini ima ediyordu. İnsanlık olarak, koskoca bir okyanusun kıyısında durmuş ve henüz sadece ayak başparmağımızı suya sokabilmiş durumda olduğumuzu,  ama zamanla bu okyanusu kat edecek araçlar yapıp keşiflere çıkabileceğimizi anlatıyordu bize. 
Bu çeşit bir umut, bazılarımızın bilinçaltında öyle bir yer etti ki, en karanlık zamanlarda bile, insanın iyi ve güzel şeyler yapabilme kapasitesinin, kendini aşma ve geliştirme hevesinin yaşamı koruyacağına ve başka yaşamlara da uzanacağına dair bir inanç geliştirdik. 

Kozmos belgeselinin yanı sıra, Carl Sagan bir çok popüler bilim kitabı da yazdı. Bu kitapların en güzel yanı, bilim ile alakası olmayan, benim gibi yabancı dil bölümü okumuş ve en son 9. sınıfta matematik dersi görmüş insanların dahi kolayca anlayabileceği, merakını giderebileceği ve hayranlık duyabileceği bir dil ile yazılmış olmaları. 
Eski öğrencilerimden şu an lise veya üniversite çağında olanlara, gerek bilimsel düşüncenin ne olduğunu, bilimin nasıl çalıştığını anlayabilmeleri için, gerekse bilim ve sahte bilimi ayırt edebilmeleri ve hayatlarında safsatalara prim vermemeleri için Carl Sagan'ın "Karanlık bir Dünyada Bilimin Mum Işığı" kitabını okumalarını tavsiye ediyorum. 



Carl Sagan, tüm bu akademik ve popüler bilim çalışmaları devam ederken, NASA'da, bir çok proje için danışmanlık hizmeti de verdi. Güneş Sistemi'ni keşfetmekte kullanılan robotik uzay aracı misyonlarına büyük katkılarda bulundu. Bu katkıların en önemlilerinden biri de Altın Plak'tır. 

Altın Plak, derin uzayı keşfetmek için, yüzbinlerce, belki milyonlarca yıl boyunca, Dünya'dan binlerce ışık yılı uzağa yolculuk yapması planlanan Voyager 1 ve 2 uzay araçlarına yerleştirilmiş, Dünya'ya dair bilgilerin, fotografların ve ses kayıtlarının bulunduğu, milyonlarca yıl dayanabilecek bir malzemeden yapılmış bir plaktır. İçinde, Türkçe'nin de dahil olduğu eski veya güncel bir çok Dünya dilinde selam mesajı veren ses kayıtları vardır. Türkçe'deki mesajda şu cümle seslendirilmektedir:

"Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabah şerifleriniz hayrolsun." 

Altın Plak'ın içinde yer alan görsel materyaller ise, matematiğin tüm evrende anlaşılabilen bir dil olduğu varsayılarak oluşturulan bir takım matematiksel ifadeler, gezegenlerin fotografları, Dünya'nın uzaydan görüntüsünün fotografı, insan bedenine dair anatomik bilgiler, üremeye dair bilgiler, yaşama biçimimizi anlatan görseller, farklı canlı türlerini ve mevsim döngüsünü anlatan resimler, mimari, sanat ve müzik ile ilgili fotograflardır. 

Altın Plak'ın içinde bulunan ve dünya dışı bir uygarlık tarafından kolayca deşifre edilebilecek, basit, matematiksel bir dil oluşturan bu fotograf NASA çalışanı, Frank Drake'e aittir. 


Altın Plak'ın kalplerimize dokunan tarafı ise, içinde Dünya müziklerini de barındırmasıdır. Popüler bilim çalışmalarında sıkça bilimin milletlerüstü, sınırlarötesi doğasına vurgu yapan Sagan, Altın Plak'ın gerek görselleri, gerek işitsel materyallerini çok uluslu ve çok dilli bir şekilde tasarlanmasına önayak olmuştur. Klasik müzik ve popüler müziğin yanı sıra, Plak'ın müzik listesinde aralarında Azerbaycan, Peru, Senegal, Gürcistan'ın da bulunduğu pek çok farklı ülkeden şarkılar da yer almaktadır. Altın Plak'ın müzik listesine aşağıdaki linkten göz atabilirsiniz:

Plak'ın, biz müzikseverleri duygulandıran bir diğer yönü de üzerine kazınan el yapımı mesajdır: 
"tüm dünyalarda ve tüm zamanlarda müzik yapanlara..." 
"to the makers of music - all worlds, all times" 


Şimdi hayal edin. Bunu hayal etmek  umutsuzluğa ve çaresizliğe çok iyi geliyor. Bizden ve şu anda içinde bulunduğumuz hayattan çok daha büyük ve önemli bir şeyin parçası olduğumuza dair bir içgörü sağlıyor. Belki  Altın Plak, Dünya'dan yola çıktığında, galaksinin uzak bir köşesinde, bilinç sahibi, zeki varlıklar, daha yeni yeni kendilerini keşfetmeye başlamışlardı ve ilkel bir uygarlık kurma çabasındaydılar. Belki o sıralarda yeni filizlenen bu uygarlık, Voyager uzay aracının yapacağı milyonlarca yıllık yolculuk esnasında, bu uzay aracını tespit edecek, kendi dünyalarına getirecek, onun taşıdığı mesajı inceleyip deşifre edecek ve insan uygarlığının akıbetine dair iz sürecek teknolojiye sahip olacak.

Henüz varlığından bile haberdar olmadığımız, belki henüz var bile olmayan ama olacak olan bir canlı türüne müzik yollayan bir uygarlığız biz. 

Şimdi lütfen insanlığa ve yaşama dair tüm öfkelerinizi, kalp kırıklıklarınızı, umutsuzluklarınızı ve çaresiz hissetmelerinizi yeniden gözden geçirin. 

Saygılar.








0 comments:

Blog Archive

Powered by Blogger.