Tuesday, January 17, 2017

Tabii ki de Seni hala Seviyorum*

Marvel ve DC filmlerinin gişe başarıları bize gösteriyor ki, biz insanlar, süper kahramanlardan çok hoşlanıyoruz. Onları sevmemizin en önemli nedeni bence sadece insanüstü güçlere sahip olmaları değil, aynı zamanda bu güçlerini insanlığın faydası için kullanan karakterler olmaları. Aynı nedenle,  -normalde zengin insanlara içten içe gıcık olma eğiliminde olsak da- Tesla, SpaceX, Solar City ve Open AI'in kurucusu, (ve/veya) ortağı Elon Musk'ı da seviyoruz. Aşırı zeka, çok fazla para, çalışkanlık ve motivasyon gibi insanüstü güçlere sahip Elon Musk; ama onu diğer zengin iş adamlarından ayıran bir özellik var ki o da sahip olduklarını, insanlığın geleceğini düşünerek defalarca riske atmış olması.

Elon Musk, TED konuşmasında. (2013),  https://www.ted.com/


Elon Musk, bir araba parasıyla başladığı iş hayatına bir dolar milyarderi olarak devam ediyor. 24 yaşındayken doktora programını bırakıp iş hayatına atıldı. Erkek kardeşiyle birlikte, babalarından aldıkları 28 bin dolar sermayeyle Zip2 adında bir yazılım şirketi kurdular. Tasarladıkları yazılım değer kazanınca, bu kurdukları şirketi milyonlarca dolara sattılar.

Zip2'nin ardından, hepimizin bildiği ve çoğumuzun kullandığı PayPal'a dönüşen X.com şirketi geldi. 3 yıl içinde PayPal'ın Ebay'e satışı ile Musk, servetini yüzmilyon dolarlara çıkardı.

Buraya kadar zeki ve şanslı bir adamın yazılım işinden zengin olma hikayesini dinlediniz. Buradan itibaren ise hikaye çok keskin bir dönüş yapıyor. Elon Musk, bize türlü türlü yazılım ürünleri satıp dolarlarına neredeyse garanti dolarlar katabilecekken kendi kendine soruyor: "Heyecan ve ilham verici bir gelecek için neler olması gerekiyor?" (Video: 13:15)

Küresel ısınma, mevsim değişiklikleri gibi çevresel sorunlar yüzünden Dünya'nın çok da uzak olmayan bir tarihte insan yaşamına uygun bir yer olmaktan çıkma ihtimali çok yüksek. Felaket senaryoları sadece insanın kontrolünde olan çevresel faktörlerle ilgili de değil. İrice bir göktaşı da gün gelip bizi gezegenimizden edebilir.

Musk üniversite yıllarında insanlığın geleceği üzerine çokça düşündüğünden bahsediyor  bu videodaki TED konuşmasının başında. İlerleyen bölümlerde de iki gelecek senaryosunu karşılaştırıyor. Bunlardan biri, insanlığın gezegenlerarası yolculuk yapabilen, keşiflere çıkabilen bir uygarlık olduğu bir gelecek senaryosu. Diğeri ise bir felaket ile yeryüzünden silinene dek Dünya'da yaşamaya mahkum olduğu senaryo. Hangisi daha heyecan ve ilham verici?

Diğer yandan eğer bu gezegen, herhangi bir nedenle yaşanılamaz hale gelirse biz insanlar nereye gideceğiz?

En yakın cevap, şimdilik  Mars olarak görünüyor. Çünkü Merkür ve Venüs Güneş'e çok yakınlar ve çok sıcaklar. Jupiter, Saturn ve Neptün ise gazdan oluşuyorlar. Güneş Sistemi'nde bulunan tüm gök cisimleri arasında insan yaşamı için en uygun şartları barındıran yer Mars. Ne var ki, Mars da öyle gidip elimizi kolumuzu sallaya sallaya dolaşabileceğimiz bir yer değil. Öncelikle soluyabileceğimiz bir havası yok. Atmosferi %95 oranında karbondioksitten oluşuyor. (https://en.wikipedia.org/wiki/Atmosphere_of_Mars) Bir gün Mars'a gidip gelmeye başlarsak hep kapalı alanlarda olmak zorundayız. Eğer orada bir koloni kurarsak yetiştireceğimiz ürünler de hep oksijen ve sıcaklık ayarlı seralarda yetişmek zorunda. Bir yerden bir yere gitmemiz gerektiğinde yine içinde bulunan oksijeni dengeleyebilen motorlu taşıtlara ihtiyacımız var. Üstelik Mars'ta motorlu taşıtları yürütecek benzin de bulunmuyor. Çünkü bildiğiniz üzre benzin bir fosil yakıt. Bir fosil yakıtın oluşabilmesi için o mekanda yaşam olmuş olması gerek. Bildiğimiz kadarıyla Mars'ta yaşam yok ve olmamıştı. Dahası, hava şartları, insanlar için çok zorlayıcı. İnsan yaşamına en uygun gezegen dediysek bu havanın ılık, yumuşak falan olduğu anlamına gelmesin. Mars gezegeni kış aylarında -125 C'ye kadar inebiliyor. Yaz gecelerinde ise -70 C'yi görmek mümkün. Bunun yanı sıra bir de günlerce, haftalarca sürebilen büyük ölçekli kum fırtınaları söz konusu. Tüm bunlara rağmen, eğer Dünya'daki yaşama şansımızı yitirirsek Mars'ta, insan yaşamına uygun üsler kurabilecek teknoloji yavaş yavaş geliştiriliyor. Bu gelişmelerin bir bölümünü Elon Musk'a borçluyuz.

Mars gezegeninin 2003 yılında Hubble Uzay Teleskobu tarafınan çekilen bir fotoğrafı.


2001 itibarıyla, Elon Musk, yazılım işini bırakıp,  Mars'ta, örnek bir sera kurmak hedefiyle yola koyuldu. Bunun, 16 yıl sonra bile hala çılgın bir proje olduğunu belirtmeliyim. Musk'ın yolculuğunun ilk durağı Rusya idi. Rusya'dan bir roket alma niyetiyle, NPO Lavochkin ve Kosmotras gibi havacılık ve uzay şirketleriyle görüştü. Mars'a sera kurma projesini anlattığında şirket yetkilileri Elon Musk'ı başlarından savdılar. Musk 2002 yılında, aynı niyetle Rusya'ya geri döndü. Bu kez görüştüğü şirketler, roket başına 8 milyon dolar fiyat verdiler. Musk bunu çok pahalı bulup toplantıyı terk etti. Dönüş yolculuğunda kendi roketlerini çok daha ucuza üretebileceği bir şirket kurma fikri ortaya çıktı. https://en.wikipedia.org/wiki/Elon_Musk#SpaceX

Mars'ta bir koloni kurma fikri ile aramızda duran en büyük engellerden birinin, roket maliyetlerinin yüksekliği olduğuna kanaat getiren Musk 2002 yılının Haziran ayında, 100 milon dolar sermaye ile Space X şirketini kurdu. Eylül 2008'de, SpaceX'in ürettiği Falcon roketi, bir ticari uyduyu yörüngeye yerleştiren ilk özel şirket roketi oldu. Falcon 1'in ardından, SpaceX, şu an kullanımda olan efsanevi Falcon 9 roketlerini üretmeye başladı. Bu roketi efsanevi yapan özellik, roketin ilk aşamasının, yükünü uzaya bıraktıktan sonra Dünya'ya geri dönüp dikey bir biçimde iniş yapabiliyor olması. Bu dikey iniş, uzay endüstrisi açısından çok önemli. Çünkü, şimdiye kadar kullanılan diğer roketlerin aksine, Falcon 9 bir kez kullanılıp uzay çöpü haline gelen bir araç değil. Falcon 9'un ilk aşaması, defalarca kullanılabiliyor. Bu da uzaya yük veya insan taşıma maliyetini önemli ölçüde düşürüyor. SpaceX uzay yolculuğunun maliyetini düşürmek ve bu yolculukları, Mars'ta bir insan kolonisi kurabilecek maliyet ve güvenilirlik seviyesine getirmek konusunda sağlam adımlar atıyor.





SpaceX (@spacex) tarafından paylaşılan bir video ()



SpaceX şirketi sadece roket değil, aynı zamanda insan ve yük taşımaya uygun olan Dragon uzay kapsülünü de üretiyor. SpaceX'in  NASA ile, Uluslararası Uzay İstasyonu''na kargo taşıma konusundaki kontratı, 2008'den bu yana yenilenerek sürmekte. Bu kargo taşıma işi şu an, mürettebatsız Dragon kapsüllerı ile yapılıyor. Henüz bu kapsüller henüz insan taşımada kullanılmadılar ama bu yılın sonunda 14 gün sürecek mürettebatlı bir uzay görevi de şirketin planları arasında. Elon Musk'ın her fırsatta söylediği üzre, hedef Mars'a insan taşıyabilmek.



Last month, SpaceX launched a Dragon spacecraft on a resupply mission to the International Space Station, carrying thousands of pounds of critical supplies and hardware to the outpost. One item delivered on this mission by Dragon was the International Docking Adapter. When attached to the @iss, this hardware will enable any type of spacecraft to deliver astronauts to the station, from US commercial spacecraft under development like our Crew Dragon, to future international spacecraft yet to be designed. Today, the docking adapter is being extracted from Dragon's trunk with the station's robotic arm. On Friday, NASA astronauts will conduct a spacewalk to install it. Dragon is scheduled to return to Earth on August 26, carrying important scientific data and materials from the station. As the only spacecraft currently flying that is capable of returning significant amounts of cargo to Earth, we’re glad to be able to use Dragon’s unique capabilities to support the vital research work of the ISS - and to advance scientific knowledge for the entire world.
SpaceX (@spacex) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()



Milyarder bir iş adamı, bir yandan, olası bir felaketten önce, Dünya'daki yaşamı Mars'a taşıyabilecek teknolojiyi üretmeye devam ederken, diğer yandan bu olası felaketin tarihini de mümkün mertebe ileri atmak çabasında. Bu yüzden Elon Musk, aynı zamanda elektrikli araba üreten Tesla Motors ve güneş enerjisi ile çalışan teknolojiler üreten Solar City adlı şirketlerin de ardındaki zihin.

Felaket senaryoları bir yana, geleceğin fosil yakıtlarda olmadığını öngörmek zor değil. Çünkü Dünya üzerinde fosil yakıtlar sınırlı miktardalar ve bir gün tükendiklerinde, bizim hala motorlu taşıt kullanıyor olacağımız neredeyse %100 kesinlikte.  Dahası, yukarıda da belirttiğim gibi, başka gezegenlerde bir geleceğimiz olacaksa, o geleceği de fosil yakıtlara bağlamak saçma bir hareket olur. Bu yüzden, fosil yakıtlara bağımlılığımızı ortadan kaldırmak üzere, çok geçmeden daha verimli teknolojiler üretme zarureti var. Tesla ve Solar City, bu boşluğu büyük ölçüde dolduran şirketler.

Tesla'nın ürettiği elektrikli arabalar, sadece herhangi bir benzinli araba performansı göstermekle kalmıyor, aynı zamanda çok gelişmiş bir oto pilot donanımı ve yazılımı ile, sürücüsüz otomobil teknolojisine öncülük de ediyor. Şu an Tesla ile ilgili tek sorun, yüksek maliyeti gibi görünüyor. Eğer Musk, SpaceX'te yaptığı gibi, Tesla'nın da kalitesini koruyarak maliyetini düşürmeyi başarırsa, biz çevreye duyarlı insanların araba kullanırken duyduğumuz suçluluk duygusuna da büyük bir çare olacak. (Yukarıda bahsedilen TED konuşmasında Musk, bir sonraki Tesla serisinin normal bir binek araba fiyatında olacağını duyuruyor.)

Tesla (@teslamotors) tarafından paylaşılan bir video ()


Elon Musk'ın yatırım yaptığı konuların arasında, günlük hayatta hiçbirimizin aklına gelmese de çok da uzak olmayan bir gelecekte kontrolden çıkıp insan yaşamını etkileme gücüne sahip olabileceği öngörülen yapay zeka da var. Büyük sermaye sahibi bir şirketin ya da bir insanın yapay zeka konusunu kötüye kullanma riski var örneğin. Bunu önlemeyi amaç edinmiş, kar gütmeyen bir organizasyon olan Open AI, yapay zekanın insan dostu ve güvenli olması, ve tüm insanların yapay zekanın sunduğu avantajlara eşit erişimi olmasına yönelik çalışmalar yapıyor. Bu şirketin yatırımcıları arasında Windows ve Amazon da bulunuyor. https://openai.com/about/

Tüm bu yaptığı işler bir araya gelince, Elon Musk'ı bir çeşit süper kahraman olarak görmemiz doğal. İsim vermek gerekirse, Tony Stark (Iron Man), Elon Musk'ı benzetmek için en uygun süper kahraman gibi görünüyor. İkisinin de hem babalarının, hem kendilerinin mühendis olması, ikisinin de dolar milyarderi olmaları ve paralarını insanlığın geleceğini güven altına almak üzere teknolojiler geliştirmek için kullanmaları, ikisinin de insanlara parmak ısırttıran şaşırtıcı işlere imza atmaları bu benzerliklere örnek olarak verilebilir. Fakat Elon Musk ile Iron Man'i bir araya getiren bir konu daha var ki, insana "Yok artık, daha neler!" dedirtiyor. Yazının önceki bölümlerinde, SpaceX Dragon uzay aracının yakında mürettebatlı uçuşlara başlayacağını belirtmiştim. Bu uçuşlar için kullanılacak astronot giysilerini yapması için, aralarında Iron Man'in de bulunduğu bir çok süper kahramanın kostümlerini tasarlayan Jose Fernandez'i seçti Elon Musk. http://www.newsweek.com/spacex-hires-iron-man-costume-designer-spacesuits-457293

Her ne kadar Dünya'daki tüm kaynakların %99'una sahip olduğu iddia edilen %1'lik kesime dahil olsa da, kendisiyle aynı havayı solumaktan dolayı mutlu olduğumuz kişilerden Elon Musk. Yakın bir gelecekte insanlığın kaderini tayin edebilecek kadar önemli işler yapıyor. Bize de bu işleri merak ve hayranlıkla izlemek düşüyor.

-------------------

* Bu yazıda pek değinme fırsatı bulamadığım bir konu da Elon Musk'ın bilim-kurgu sevgisi. Yazının başlığı olan "Tabii ki de Seni hala Seviyorum" (Of Course I Still Love You), SpaceX'in Dünya'ya geri dönüp, dikey olarak iniş yapabilen roketi Falcon 9'ın iniş yaptığı yüzer platformlardan (Elon Musk onlara "drone ship" demeyi seviyor) birinin adı. Yukarıda paylaştığım Falcon 9'un iniş videosunu (instagram) izleyen dikkatli gözler platormun adı ile yazının başlığı arasındaki bağlantıyı keşfettiler bile.)
Bir diğer iniş platformunun adı ise "Sadece Yönergeleri Oku" (Just Read the Instructions). Bu isimler, bilim-kurgu yazarı, Iain M. Banks'in "Kültür" serisinde yer alan uzay gemilerinin isimleri. https://en.wikipedia.org/wiki/Autonomous_spaceport_drone_ship#Naming

SpaceX'in roket inişlerini yaptığı Of Course I Still Love You iniş platformu (drone ship).







3 comments:

  1. 2 gece önce eşimle tam olarak dünyaya geri dönebilen roketler konusmamızın üzerine, IG deki paylaşımınıza cevap olarak 'eski sevgili' yi vermem resmen trajikomik.

    ReplyDelete
  2. Sevgili Özlem, Koloni sömürge demektir. Onu koloni değil de yerleşim yerleri desek daha iyi olmaz mı? Peki Dünya'ya büyük bir cisim çarpacaksa diyorsun. Çok iyimsersin. Sana Polliana diyebilirim. Peki Bu cisim Mars'a da çarpmaz mı?
    Ayrıca Oraya yerleşim yeri kuruldu diyelim. Peki, O yerleşim yerlerinde yaşayacaklar barınaklarını kendileri mi yapacaklar? Maden işçileri Türkiye'de hayatlarını göze alarak çalışıyorlar ama bir türlü zengin olamıyorlar. Çünkü patronları onların emek ürünlerine el koyuyor ve Ölmeyecek kadar maaş veriyor. Bu kişiler de mi Mars'a taşınacak? Peki dünyanın nüfusu 12 milyar. Bu 12 milyarı Elon Musk Mars'a taşıyabilecek mi? Yoksa sadece belirli dünyayı yöneten o barbar zenginleri mi götürecek? Hele bir götürmesin! Dünya'nın en zenginlerini götürmediği zaman Musk'ı yaşatırlar mı sanıyorsun? 500 adet Mayflower gemisi kaç insan alırsa o kadar insanı götürürler. Geride kalanın canı çıksın. Zaten dünyanın sayılı zenginleri kendilerinden olmayan insanlar için dünyayı cehenneme çevirmiş durumdalar. Sizin feminist ve sosyalist başbakanınız bile sizin verdiğiniz vergilerle milyonlarca dolar harcayarak silahlanma yarışına girmiş durumda. Çalışan işçiler için yeterince kaynak yok diyor ama silahlanma için milyonlarca dolar hemen bulunuveriyor. Neymiş efendim Ukrayna'nın bağımsızlığını koruyacaklarmış. Ukrayna için ABD, Kanada ve Nato ülkeleri Rusya'ya karşı neredeyse dünya savaşı çıkartacaklar. Gerek Rusya gerek diğer ülkeler Ukrayna'yı serbest bıraksalar, Ukrayna kendi bağımsızlığını zaten kurar. Aslında en büyük korkuları Mark'ın hayaleti. Faşizm Ukrayna'ya hakim olursa Batı için çok iyi. Batı karışmadığı zaman faşistlerin yıktığı Lenin heykelini anti faşistler tekrar dikmişlerdi. Ama batı ve ABD buna dayanamadı ve Ukrayna'nın içişlerine burunlarını soktular. En son batılıların kafilesine Kanada ya katıldı veya katılacak. Bu mu hümanizm, bu mu feminizm. Bir savaş halinde kaç kadın ölecek veya tecavüze uğrayacak? Kafanızı biraz gerçek hümanizm ve feminizme yorsanız bence daha iyi olacak. İşte o zaman özlemlerim kadar ve evren kadar bir Özlemim olacaksın. Sen seni sen olduğun için seviyorum. Seni çok sevdiğim için seviyorum. Ne olur burjuva kültürünü değil de yeryüzünde acı çeken insanları anlatan kültür konusunda derin bilgilerin olsun. Bu konuda çeşitli felsefe, edebiyat ve sanat kitapları var aradığında neler neler bulursun bilemezsin. Hele felsefeye girdiğinde bilmediğin ne kadar çok şeyler olduğunu göreceksin. Bir filozof ki bizlerden kat be kat bilgili diyor ki "En çok bildiğim şey hiç bilmediğimdir" çok sevgili kızım benim.

    ReplyDelete

Blog Archive

Powered by Blogger.