Wednesday, January 4, 2017

Ozlem Sencan Blog'da Ocak Ayının Teması UZAY!!!

Beni yakından tanıyanlar, astronomiye, astrofiziğe, uzay araçlarına ve robotik cihazlara olan merakımı bilirler. Benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla pek sık karşılaşmadığımdan, bu güne kadar bu konularda sadece Emre ile ve kafa ütülediğimi düşünmeyecek kadar yakın arkadaşlarımla paylaştım bu heveslerimi.




Diğer yandan, öğretmenlik yaparken, derslerine girdiğim 7. sınıfların kafasını astronomiyle ilgili epey şişirmişliğim vardır ama bunun için kimseden özür dileyecek değilim. Çok da iyi yapmışım. Öğrenciye müstahak böyle şeyler. Yine olsa yine yaparım. :)





Şimdi düşünüyorum, madem bir blogum var, madem kendi deneyimimi paylaşmak niyetiyle yola çıktım, o halde tüm hayatım boyunca ilgimi en çok çekmiş konu olan uzaydan ve uzay araçlarından da bolca bahsedeceğim pek tabii ki. 

81 doğumluyum. Çocukluğum 80'li yıllarda geçti. Ben daha küçücük bir çocukken, TRT,  Amerikalı gökbilimci Carl Sagan'ın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği Kozmos adlı belgesel diziyi yayınlamaya başlamıştı. Aynı dönemlerde uzay mekikleri, altın çağını yaşıyordu. Her mekik uçuşu ve inişi ana haber bültenine konu olurdu. O zamanlar haberler ajitasyon ve manipülasyon yapmak için değil, bilgi vermek için sunulurdu. Ben bir yandan bu uzay mekiklerinin taaa uzaya fırlatılıp, orada bir sürü bir süre kalıp, sonra sanki uzaydan atmosfere çılgın bir göktaşı misali alevler içinde girmemiş de İzmir-İstanbul uçuşundan dönüyormuş gibi, hala pamuk misali bembeyaz bir şekilde, süzülerek piste inişine her seferinde "Bu nasıl oluyo böyle yaa" diye şaşırıp kalarak, diğer yandan Carl Sagan'ın hipnotize eden sesi ve anlatımıyla bir başyapıt olan Kozmos'u izleyerek büyüdüm. 

Zaman içinde daha dünyevi başka konulara merak duydum, onları araştırıp öğrendim, bir sürü ilgi alanım oldu. Zaman içinde, gitar çalıp şarkı söylemekten dövüş sporlarına kadar bir sürü şeyle ilgilendim. Hepsi de hayatımı renklendirdiler, zihnimi canlı tuttular, beni ben yaptılar. 




Uzay konularını takip etmeyi bıraktığım noktada Mir Uzay İstasyonu vardı. O zamanlar, uzayda olanları canlı olarak evlerimize getirecek teknolojiye sahip değildik. İnternet bile hemen hemen yeni bir şeydi. Hala telefon kullanılarak, o eski "çıtong çıtong" sesi ile bağlanılıyordu. Günde bir iki saatten fazla girilmiyordu, çok yazıyordu çünkü. Mir Uzay İstasyonu ise bizim için, haberlerde bir takım uçan adamların kameraya el salladığı bir uzay aracı idi. Zaten o dönem özel televizyonların getirdiği bayağılık ile birlikte uzay konusundaki gelişmeler de, haberlerde daha az yer bulur olmuştu. 80'li yılların Yıldız Savaşları'yla, Uzay Yolu'yla, Kozmos'la, Uzay Mekikleriyle büyüyen, astronot olmayı hayal eden çocukları olan bizler, artık beyinleri Reha Muhtar'a, Saadettin Teksoy'a bırakmıştık; uzaya gitmeyi hayal etmek yerine boş zamanlarımızda ruh çağırmaca oynayıp, geldiği var sayılan ruha "Eyyy ruh söyle bana, Lale de bana aşık mııığğ?" gibi sorular sormaya başlamıştık. 

Ne var ki ben bir yerde, yeniden yakaladım o çocukluğumdaki "Ben büyüyünce astronot olucaaam" kafasını. 

Şimdi bu konuları yeniden yakaladığım yerde ise, Mir'in yerini Uluslararası Uzay İstasyonu almış, internet uzayda dahi kullanılmaya başlanmış, astronotlar twitter ve instagram'dan canlı olarak fotograf yükleyip, sosyal medya üzerinden, senden benden gelen soruları yanıtlamak için zaman ayırıyorlar, bilim artık, ansiklopedi sayfalarını ve ana haber bültenlerini aradan çıkartarak  bizimle direkt irtibata geçmeye başlamıştı.


Özlem Şencan (@ozlemsencanblog) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()







Ayrıca astronotlar artık, beyaz yorgan gibi kıyafetleriyle Ay'ın üzerinde atlayıp zıplayan adamlar olmaktan çıkmış, ulaşılabilir, soru sorulabilir, uzaydan sizi yanıtlayabilen, size bire bir bilgi veren bilim insanları haline gelmişlerdi. 



Şimdiye kadar yazdıklarımdan nasıl bir delirme yaşamış olduğumu görebiliyor musunuz sayın okurlar?


Yeterince delirdiysek, o halde,  Ozlem Sencan Blog'da Ocak ayının temasını Uzay olarak belirlemememiz için hiçbir neden yok.

Uzay ile ilgili ilgi çeken gerçekleri, sizi şaşırtan olayları veya kişisel anılarınızı anlatmak için bloguma konuk yazar olabilirsiniz.
Konuk yazar olmak isterseniz lütfen benimle ozlemsencans@gmail.com adresinden bağlantıya geçin.

Sevgiler, saygılar.


2 comments:

  1. Özlem Hanım işte bunlar hep 657'den eve terfi etmekten oluyor :) Şaka bir yana merak iyidir, hep canlı kalır umarım. Bir konuk yazar değil, konuk okuyucuyum. Sevgiler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Konuk yazar olarak da bekleriz, ne zaman isterseniz.

      Delete

Blog Archive

Powered by Blogger.