Tuesday, January 31, 2017

Kanada ile ilgili merak ettikleriniz

Şubat ayına girdiğimiz şu aralar, Ozlem Sencan Blog'da yeni bir tema belirlemeden önce, bir süre havadan sudan bahsetmek istiyorum.

Bu blog yazısında, merak edilen belli başlı konular hakkında açıklama yapacağım. 

Öncelikle, fare konusunu merak edenler için hemen belirteyim: Farelerle olan mücadelemizde 3-2 galibiz sayın okurlar. Fare istilasına uğramamızla ilgili yazıyı yazdığım 2 Ocak gününden beri evde herhangi bir fare izine rastlanmadı. Eğer zehir ve öldürmeli kapan kullanmadan fareleri nasıl geri püskürttüğümüzü merak ediyorsanız bu linkten okuyabilirsiniz: 



Diğer bir merak edilen konu ise neden Kanada'ya göçmenlik başvurusu ile ilgili yazmadığım. Türkiye'de bunun en çok araştırılan konulardan biri olduğunun farkındayım. Ülkede eğitim, insan hakları, ekonomi ve sosyal yaşam kötüye gittikçe, fırsatı olan herkes oradan çıkmanın yollarını arıyor doğal olarak. Bazılarınızın bildiği üzre ben de Kanada'ya Eylül 2016'da göçtüm. Ne var ki, benim göçmenlik başvurum okul veya iş ile ilgili değildi. Bir Kanada vatandaşı ile evliyim ve onunla birlikte Kanada'da yaşayabilmek için göçmenlik başvurusu yaptım. Sonuç olarak okul veya çalışma için yapılan başvurulardan daha farklı bir prosedür işledi, farklı belgeler gerekti. Bu yüzden, bu konuda yazacaklarımın öğrenci olarak veya çalışma amaçlı göç yollarını araştıranlara pek bir faydası olmayacaktır. Yine de Kanada'da, eş durumundan nasıl göçmen olunur merak edenler için, bu konuyu anlattığım yazının linkini vereyim. Okumak isterseniz bütün süreç burada:

Kanada'ya taşınmayı düşünen insanların bilmesi gereken en önemli şeylerden bahsetmemi isterseniz, en sevdiğim Kanadalı yazar olan Margaret Atwood'un şu tweetini paylaşabilirim:


Türkçe meali: "Ayaklarınızı sıcak tutan botlar giyin. İnsanlar sizin için kapıyı tutarlar, siz de aynısını yapın. Eğer yanlışlıkla birine çarparsanız "Özür dilerim" deyin. Alışmak biraz zaman alıyor."


Bu tweet'in devamında, bilmeniz gereken birkaç önemli nokta daha listelemiş Atwood'un takipçileri. Örneğin, insanlar trafikte birbirlerine yol verirler. Eğer biri size yol verirse el sallayarak teşekkür edebilirsiniz. Teşekkür etmek ve özür dilemek burada günlük hayatın önemli bir parçası.

Ayrıca benim birkaç eklemem var: Yerel lezzetler aramıyorsanız kahveyi Tim Hortons'tan içersiniz. Sokakta tanımadığınız biriyle selamlaşabilir, havadan sudan konuşabilirsiniz. Göçmenlerle, inançlarla ve LGBTİ kişilerle ilgili genelleme, şaka vs yapamazsınız. "Bu Vancouver da hep Çinlilerle dolu. Burada gerçek Kanadalı kalmamış" veya "Beni Hintliler ve Bangladeşlilerle aynı odaya koydular inanabiliyor mosooon!" gibi şeyler söylerseniz (Yazılarımdan birine benzer bir yorumlar gelmişti, ona istinaden yazıyorum) karşınızdaki kişi sizi tanımıyormuş gibi davranmaya başlayabilir çünkü çok ayıp. Kimse sizi milliyetinize veya inancınıza göre ayırmaz/kayırmaz. Burada hem ayıp, hem de suçtur.

Ayrıca nasıl oluyor bilmiyorum ama Kanada'nın Liberal Partisi, Türkiye'deki en sol partiden daha soldadır.

Kanada'da mülteciler yerleştirilmez, ağırlanır.

Kanada'nın Başkanı değil, Başbakanı ve Bakanlar Kurulu var. Başbakan Trudeau adil bir kişi olduğu için Bakanlar Kurulu'nda kadın erkek eşitliği söz konusu. Bakanlar, farklı ülkelerde doğmuş ve sonradan Kanada vatandaşı olmuş olabilirler. Son kabine değişiminin ardından Somali doğumlu bir bakanımız oldu örneğin.




Burası farklı kültürlerden gelen insanların eşit bir şekilde bir arada yaşadığı bir ülke olduğu için Başbakan ve bakanlar, Ramazan'da iftar yaparlar, Hannuka'da 9 kollu şamdanı yakarlar, Noel'de ağaç süslerler, Pencabi asıllı bakanla Somali asıllı bakan bir araya gelip bir Pencabi dansı olan Bhangra yapabilirler. Geçen gün Çin Yeni Yılı kutlamasına Başbakan Trudeau, geleneksel Çin kiyafetiyle katılmıştı.



Mecliste Kanada'nın yerli şeflerini görebilirsiniz. Dışişleri bakanı kendi evindeymiş gibi eşofmanını giyip Suriye'den yeni gelen mülteci bir aileye ev ziyareti yapabilir. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz kırmızı eşofmanlı hanım Kanada'nın Dışişleri Bakanı.



Kiliselerde Müslüman mültecilerin hayrına yardım toplanabilir.
Çünkü Kanada'nın gücü çeşitliliğinden gelir. Çünkü farklılıklar güzeldir. Çünkü birlikte dostça ve dayanışma içinde yaşayabilmek çok güven verici ve çok huzurlu.


Kanada'da hiçbir zümre veya etnik grubun "Bu ülkenin sahibi biziz" tribine girmesi hoş karşılanmıyor. Son günlerde ABD'yi birbirine katan göçmen yasaklarının ardından Toronto Valisi'nin Kanada'daki durumu "Bu ülkede hemen hemen hepimiz göçmeniz" diye izah etmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir.


ABD'nin yeni Başkan'ı Donald J Trump'ın, yönetimi ele almasının ilk haftasında bazı Müslüman ükelerin vatandaşları için yürürlüğe koyduğu ülkeye giriş yasaklarının, Kanada Hükümeti ve vatandaşlarınca yoğun bir şekilde protesto edildiğini de burada belirtelim. Ayrıca Başbakan Trudeau'nun, Trump'ı protesto etmek için küresel bir harekete dönüşen Kadın Yürüyüşü'nü desteklediğini belirten bir açıklama yaparak, alt komşudaki yeni yönetim konusundaki tavrını açık ve net bir şekilde koyduğunu söylemeden de geçmeyelim.


Buradan size propaganda gibi gelebilir ama şu an Kanada'da sosyal hayat böyle işliyor. Bizim Türkiye'de alışık olmadığımız çeşitlilik, bir eşitlik, adalet ve dayanışma ortamı var burada. Hükümet "Bu ülkenin % bilmemkaçı beyaz Kanadalıdır." gibi bir söylem içerisinde değil. "Azınlık" sözcüğü pek kullanılmıyor çünkü bir gruba "azınlık" dediğinizde, o grup ile "çoğunluk" olan bir başka topluluk arasında hiyeryarşik bir ilişki yaratmış oluyorsunuz. Valinin de dediği gibi, "Burada hemen hemen hepimiz göçmeniz." First Nation'lar, Metis ve Inuit'ler hariç. Onlar buranın yerli halkları, bu toprakların ilk sahipleri.

Ne var ki Trudeau'nun birleştirici, barışçıl politikalarından memnun olmayan bir kesim de yok değil. Bunların bir kısmı ABD'de Trump'ın yükselişi ile birlikte palazlanıp anlamsız bir özgüven kazanan aşırı sağcı cephe. Yani burada da çok küçük bir azınlık da olsa ırkçı eğilimler yok değil. Geçtiğimiz gün Quebec City'deki Müslüman cemaate karşı gerçekleştirilen ve 6 kişinin ölümüne neden olan terör olayı bunu üzücü bir şekilde ortaya koydu. Terör saldırısı ile suçlanan Fransız Kanadalı genç için okul arkadaşları Trump sempatizanı asosyal bir çocuk diyorlar.
Bu olayın Dünya'daki politik söylemler açısından önemi ise şu: ABD de sürekli sağ eğilimli bir beyazın, bir grubu hedef alan silahlı saldırısına sahne oluyor. Hemen her gün ABD'de bu tip bir olay yaşanıyor. Ne var ki, Demokrat Obama yönetimi bile bu saldırıların adını "terör" koymaktan imtina ediyordu. Bu da aslında sadece Müslümanların gerçekleştirdiği toplu cinayetlerin terör olarak adlandırılmasına yol açıyordu. Suçlu beyaz bir Amerikalı ise suçun adı "Mass shooting" oluyordu.

Trudeau her konuda olduğu gibi bu konuda da adil davranıyor. Kelimelerle oynamıyor. Uydurma tanımlar üretmiyor. Suçu kim işlemiş olursa olsun suçun adı belli: Terör saldırısı. Trudeau bunu bu şekilde ifade ederek aslında ırkçı ve aşırı sağcı kesimi iyice marjinalize ediyor, ki zaten olması gereken de bu.



Merak edenler için farelerle başlayan yazımız Kanada'nın şu anki sosyal ve politik durumuna kadar uzandı. Biraz dağınık yazdım, kusura bakmayın. Bir anne ve bir ev hanımı olduğum için bir yandan yazarken diğer yandan 35 000 kez bilgisayarın başından kalkıp günlük işlerime devam etmem gerekiyor. Yazım hataları, anlatım ve dilbilgisi bozuklukları için şimdiden affınıza sığınıyor ve keyifli okumalar diliyorum.

0 comments:

Blog Archive

Powered by Blogger.