Friday, November 4, 2016

Gittik, kurtulduk olmuyormuş öyle!


Bu satırları, dünyanın en huzurlu ülkelerinden biri olan Kanada'nın en huzurlu kentlerinden biri olan Prince Edward County'den yazıyorum. Şu anda terör, gericilik, ayrımcılık, faşizm, darbe, OHAL gibi konularla aramda kıtalar ve bir okyanus var. Bunların beni hiç etkilememesi gerek öyle değil mi?
Ne de olsa ben "Ülkenin gidişatı çok kötü. Çocuğumu bu gergin ortamda, bu kötü eğitim sistemiyle büyütmek istemiyorum." deyip eşimin memleketi olan Kanada'ya yerleşmiştim. Tuzum kuruydu. Keyfimin de yerinde olması gerekmez miydi?

Neden öyle değil peki? Ben hala neden mızmızlanıyorum?

Bulunduğum yerde yaşayan tek Türk aile biziz. Yani Türkiye'de olan biten konular, etrafımızda hiç Türk olmadığı için, insan içine çıktığımızda da gündeme gelmiyor. Kanadalılar zaten o konularda pek yorum yapmazlar. Yanlış bir şey söyleyip birini incitmekten çekinirler.

Her türlü toplumsal ve politik huzursuzluktan, karışıklıktan, çatışmadan o denli uzağız ki bu şehirde.
Burada herkes çiftliğiyle, bahçesiyle, sanatıyla uğraşıyor. Ülkesiyle gurur duyuyor. Boş zamanlarında gönüllü işler yaparak topluma katkıda bulunuyor. Herkes çok kibar. Uzak bir yerden geldin, ülkenin adı İslami terör örgütleriyle birlikte anılıyor diye ayrımcılığa da uğramıyorsun. Türk olduğun için kimse sana barbar muamelesi yapmıyor. Herkes herkese nasıl davranıyorsa sana da öyle davranıyor. Kanunlar herkes için aynı, açık seçik belliler, eğip büküp birilerinin canını yakmak için maşa gibi kullanamıyorsun anayasayı.
Can güvenliğin var. Biliyorsun ki şehir içinde herkes arabasını 50 km hızla sürüyor. Yaya geçidinden geçerken kimse seni ezmeyecek. Adamın biri durup dururken  "Ne bagıyon lan!" diye dellenip seni dövüp bıçaklamaya kalkmayacak. Bir intihar eylemine kurban gitmeyeceksin.
İktidardaki partiye muhalefet yaptığın için kimse seni gece gece evinden almaya gelmeyecek. Toplumsal bir travma yaşandığında internet yavaşlamayacak. İktidar, herhangi bir nedenle çuvalladığında, bunu sansürle örtbas etmeye çalışmayacak. Bu konuyu açık seçik dile getirenleri yerinden yurdundan, işinden gücünden etmeyecek.
Kimse sana nereden geldiğini, hangi dine mensup olduğunu, politik görüşünün ne olduğunu sormayacak.

Sokakta yürürken arkandan gelen kişinin mesafesini koruyacağını, seni huzursuz etmeyeceğini, sana sözle veya fiziksel tacizde bulunmayacağını da biliyorsun. Kadın olmak burada öyle eziyetli bir şey değil çünkü cinsiyetlerarası uçurumu samimiyetle kapatmaya çalışıyor Kanada. Kabinenin yarısı kadın, yarısı erkek. Yaşadığım eyaletin valisi bir kadın. Üstelik eğitimci bir kadın : Bir dilbilimci ve bir öğretmen (burada sadece zenginler ve zengin akrabası/tanıdığı/mürşiti olanlar değil, öğretmenler de politik kariyer yapıyorlar). Dahası, o kendisini rahatça ifade eden bir eşcinsel. Türkiye'de en eğitimli ve görgülü insanların bile henüz  kendilerini tehdit altında hissedip öfkelenmeden en iyi ihtimalle de ayrımcılık içeren bir espri yapmadan konuşamadıkları konuları burada insanlar kapatalı çok olmuş. Tıpkı ırk ayrımcılığı yapmak gibi, cinsiyet ayrımcılığı yapmak da devletin gözünde yasadışı, toplumun gözünde ise ayıp. Onlar bizim gibi ayıp kavramını tersinden görmüyorlar çünkü.

Herkes kendini evinde hissetsin diye uğraşan bir ülke burası. Geçen yıl, Alberta'da faşistin biri, bir cami duvarına "Müslümanlar, evinize gidin!" yazmıştı. Bunun üzerine beyaz Kanadalı mahalle sakinleri bir araya gelip yazıyı temizlemişler, onun yerine şunların yazılı olduğu bir ilan yapıştırmışlardı:
"Tüm Müslüman dostarımıza ve komşularımıza - Caminize zarar veren ve aslında hepimize zarar veren bazı kişilerin cehaleti için özür dileriz. Bize göre siz, ülkemizin, eyaletimizin ve mahallemizin harika bir parçasısınız. Siz BİZ'siniz."
İnsanlar, kimseyi huzursuz etmeden bir arada yaşayabilirler ve yaşamalılar çünkü.

Yaşadığım şehrin  kent radyosunda duydum, Prince Edward County'ye, savaştan kaçan Suriye'li bir aile yerleşti. O bir ailenin yerleşmesi için tam 12 kişi gönüllü olarak çalıştı. Bundan gururla bahsediyorlardı radyoda, çünkü bu gururla bahsedilecek bir şey. Türkiye'de itilip kakılan, aşağılanan mültecilerin rahat ettirilmesi burada milli bir gurur meselesi.


Göçmen de olsanız, mülteci de olsanız Kanada'ya girişte nezaketle karşılanıyorsunuz. Buraya yerleşmek üzere geldiğimde, Kanada'ya girişte değil, İstanbul'dan çıkışta sorun yaşamıştım. İstanbul Atatürk Havalimanı'nda sanki kanun kaçağıymışız gibi 50 tane ayrı kişi/merci/masa pasaportumuza baktı, resimdeki kişiler biz miyiz diye kontrol etti, garip garip sıralara sokulduk, görevliler tuhaf tuhaf sorular sordu, ikna olmayıp, müdürlerini çağıranlar oldu. Ben bunları Kanada vatandaşı olan eşim ve yine Kanada vatandaşı olan çocuğumla yaşadım. Kanada'da Pearson Uluslararası Havalimanı'na indiğiniz andan itibaren ise insanların size bir sarılıp öpmedikleri kalıyor. Kanada'ya bir göçmen olarak ilk ayak bastığım gün, göçmen bürosundaki işlerimi hallederken "Herhalde az sonra boynuma Hawaii çiçekleri takıp bana şehrin anahtarını verecekler" diye düşünmüştüm. Onlar, aslında standart nezaket prosedürlerini uyguluyorlardı. Bütün işlemler, sıra bekleme dahil toplam 15 dakika sürdü. Sonra, güleryüzlü bir hanım bana sembolik olarak "Kanada'ya hoşgeldiniz" dedi.
Sanki uzun zamandır uzaktaymışım da eve dönmüşüm gibi bir izlenim yarattı bu bende.



Gerçekten de burada kendimi evdeymişim gibi hissediyorum. Bu refah dolu resmin içinde hiç garip ve eğreti duruyormuşum gibi gelmiyor. Huzurlu ve mutluyum. Kendimi köle gibi hissetmiyorum. Bu ülkenin, her türlü insanı ihtiyacımı karşılayacağına, burada yaşadığım sürece Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin hep en tepesinde olacağıma dair güvenim var. Burada olduğum sürece, bu yazıyı yazdığım için işimden gücümden olur muyum, beni içeri alırlar mı, gözaltında kaybederler mi diye düşünmeme gerek yok.

Şimdi tüm bunlar böyleyken, ben neden hala Türkiye'de olup biten haberleri takip edip sinir stres içinde tırnaklarımı yiyorum? Neden oradaki olaylar en azından orada yaşayanlar kadar benim de sinirlerimi bozuyor? Bu kadar huzur ve refahın içinde neden kendimi Türkiye'nin geleceği için çaresiz hissedip kahroluyorum ki? Kaçıp kurtulmuştum ya! Hani?
Ailemi, sevdiklerimi geride bırakıp geldim buraya, tabii ki onların güvenliklerinden yana sürekli bir endişe duyuyorum ama hepsini yanımda getirebilmiş olsaydım yine de orada olanlar, bu kadar canımı sıkardı herhalde.

Son zamanlarda Türkiye'deki durum üzerine, paylaşmaya cesaret edemediğim iki tane daha blog yazısı yazdım. Niye yoruyorum ki kendimi? Başka bir kıtadayım ben. Dahası, niye cesaret edemiyorum yayınlamaya? Ben buradayken bana bir şey yapamazlar ki? Okyanuslar ötesinden, sanki oradaymışım gibi neden bire bir yaşıyorum orada olup biteni, korkuyu, endişeyi? Niye ki, manyak mıyım?

...diye düşüne düşüne sonunda bir sonuca vardım.
Çünkü bir süredir Türkiye'de yaşamak travmatik bir deneyimdi ve travmatik deneyimlerden kurtulmak zaman alıyor. Şiddet kurbanları, kendilerine şiddet uygulayan kişilerden kurtulduktan çok sonra bile o şiddet deneyimlerinin etkisini uzun süre yaşıyorlar.

Türkiye'de yaşayan insanlar, farkında olarak ya da olmayarak sürekli bir psikolojik, mali ve hatta fiziksel şiddete maruz kalarak yaşıyor. Kendi evimizde olmasa da; sokakta yürürken başımıza görünür bir olay gelmese de; günlük hayatında devletle herhangi bir sorun yaşamayan insanlar olsak da, artık soluduğumuz hava kadar doğal hale gelmiş bir şiddet ortamındayız: Sürekli başımıza bir şey gelebileceği korkusuyla yaşıyoruz. Devlet dayakçı, cezalandırıcı bir baba rolünde, sadece muhalefet yaptığınız için yasal haklarınız bile şiddet, biber gazı, plastik mermi kullanarak gasp edilebiliyor her an. Düşüncelerinizi paylaştığınız için hapse girebiliyorsunuz. Kazancı çok iyi olan insanların bile gelirinden çok borcu var, kazancı iyi olmayanların geçim derdi var...muhalefet olsun, yandaş olsun, kimse kendini maddi olarak güvende hissetmiyor Türkiye'de. Tüm bunlar milletçe maruz kaldığımız birer şiddet yükü. Hiç ama hiç doğal değil bu. Kimsenin, makamı ne olursa olsun hiç kimsenin bir başka insana bu şekilde hissettirmeye hakkı yok.

Kanada'ya göç deneyimimin büyük bir kısmını bu Travma Sonrası Stres ile baş etmeye çalışarak geçiriyorum.

Yalnız değilsin güzel ülkemin güzel insanı, sıkıntını paylaşıyorum.



Tags

113 comments:

  1. Velhasılı kelam, evvel zamanda Allahtan başka hiçbir şeyden korkmayan biz, bugün neden korktuğumuzu bile bilmeden korkuyoruz!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Derinlerden bir yerde hepimiz biliyoruz nelerden korktuğumuzu. Yüzleşmeye gönüllü olanlar korkularını açık ediyor, kaynağını bulup dönüştürebiliyor sadece. Saygılar.

      Delete
  2. Siz Kanada'ya bir kac ay once gelmissiniz, hos geldiniz. Size ve ailenize huzur dolu bir hayat dilerim. Ben 45 yil once, 20 yasimdayken, babamin "oglum burda sana istikbal yok galiba" sozlerinden yonlenerek geldim. Guzel bir hayat gecirdim. Ancak, gazeteleri her gun okuyup, uzulme olayi hic degismiyor. Hala, her gun okuyup, uzuluyorum.

    Ama, emin olun, travma sonrasi stress, yavas yavas azalacaktir. Uc dort yil sonra uzak bir hatira olacaktir. Hele cocugunuzun huzur icinde buyudugunu gorunce, bazi geceler yakinlarinizi ozleyip -orda olamamaktan dolayi- gordugunuz kabuslar, tamamen azalacaktir. Bazi gunler, bazi olaylar, sizi "keski gelmeseydim buralara, vah vah" dedirtecek olursa, hemen buraya nicin geldiginizi dusunup, bu tip negative dusunceleri aklinizdan atin.

    Size de, 65 yasina geldiginizde, geriye baktiginizda, "oh, iyi ki gelmisim Kanada'ya" diyebileceginizi temenni ederim. Hayat kisa, ama icine siz guzel seyler doldurdugunuz muddetce, doyuracak kadar uzatabilmek sizin elinizde.

    Mutlulukar dilerim. Cemil Otar, Thornhill

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yorumunuzu okurken göz yaşlarımı tutamadım. Samimiyetiniz için çok teşekkür ederim. Saygılar.

      Delete
  3. Bu yazınız sosyal medya platformlarında paylaşıldıkça altına yorumlar yağıyor ama görüyorum ki pek kimse yorumunu buraya eklememiş; ben yazayım bari :)
    Blogunuzdaki tüm yazıları bir çırpıda okudum. İlkinde Kuşadası'ndan gittiğinizi görünce "ben daha o aşamaya bile gelemedim" diye düşündüm :))) ; yıllardır İstanbul'un trafiğini ve kalabalığını memnuniyetsizce çekip de uzaklaşamayan biri olarak.
    Prince Edward County harika görünüyor, orada çooook mutlu olmanızı dilerim. Ağaçları çok seven bir anneyle tarif ettiğiniz huzurlu ortamda büyüyeceği için çocuğunuz da çok şanslı. Sizin PTS yavaş yavaş geçecek ve onun aynı travmaları yaşaması hiç gerekmeyecek. Umarım işler düzelir ve buradaki çocukların da bu travmaları yaşaması gerekmez diyerek fazla gerçekçi olmadığından korktuğum iyi bir dilekle bitireyim. :) Bu yazınız viral oldu, artık benim de dahil olduğum birçok kişi yeni yazılarınızı bekleyecek, onu da hatırlatayım :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Samimi yorumunuz için teşekkür ederim Öykü Hanım. Ben de siz söyledikten sonra fark ettim öyle olduğunu. Saygılar. :)

      Delete
  4. Yazinizi okudum,30 yil once Hollandali esimin askina Hollandaya yerlestim.Gecen yaz 8 hafta Turkiyedeydim ...Korkunctu...Hala travmayi atamadim ,cunku 80 leride gencligimde de berbat gunler yasamistik ama bu kadar buyuk aci harcamayi genclik ...kayip canlar....Hala uykularimi kaciriyor ...Travma yi atlatmak cok uzun zaman alacak,gurbet bunu dahada gun be gun egirlastiriyor ,cunku huzur ve skunet ortaminda gozune gozune batiyor yavru vatanin yavas yavas batan gemiyi seyreder gibi uzaktan seyretmemsi ve icindekileride dibe cektigini bilerekten!����


    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet ben de 80'lere benzetiyorum ama bu kez sanki birkaç doz daha kötüye gidiyor gibi olaylar. Üzülerek izliyorum ben de. :(

      Delete
  5. ben maalesef eski ve tanınmışbir spor adamı olarak ailemle Kanada ya göç etmeuye hele dooğa sevenn bir aile olmamıza rağmen ve de birikimimiz olmasına rağmen 65 yaşımda kriterlerimiz yeterli olmadı..Zira iş adamı değil spor adamıyım ve ticari tecrübem yok...oysa 2.5 yaşında kızım ve 15 yaşında koruyucu aile oğlum ve 40 yaşında Rus eşimle oraya çok iyi ve faydalı vatandaşlar olabilirdik ..Dünyanın her yeri insanlar içindir ve milliyet değil insan kalitesi mühümdir bizimm için..

    ReplyDelete
    Replies
    1. This comment has been removed by the author.

      Delete
    2. Umarım mutlu olacağınız bir yerde yaşamak nasip olur. Saygılar.

      Delete
  6. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  7. uzun yıllar yurt dışında yaşayan bir abimizin sözü aklıma geldi paylaşmak isterim sizinle
    "Gittiğiniz yerde itibarınız geldiğiniz ülkeyle aynıdır.Taş yerinde ağır.Ben hiçbiryerin "suriyelisi" olmam"

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yazıyı okumadınız heralde Kanada'da göçmenlere Türkiye'de Suriyelilere davranıldığı gibi davranılmıyor oradaki insanlar bu konuyu çoktan aşmış medeni insanlar seni geldiğin ülkeye ve milliyetine göre değil kişiliğine göre değerlendiriyorlar

      Delete
    2. Siz, icinde yasadiginiz akvaryumun suyu ne kadar kirli ise, dunyadaki butun sularin da ayni kirlilikte oldugunu sanan bir baliksiniz ancak. Irkciliktan maada bir suru guzel ulke, bir suru guzel insanlar var. Siz once ' Suriyeli ' yi tirnak icinden cikarmayi ogrenin kafanizda. Kamil Alparslan

      Delete
    3. ben en ileri demokrasinin yaşandığı ülkenin birinde doğdum iyide bir eğitim aldım ve şunu anladım işlerine yaradığınız kadar insansınız inanın her akvaryum kirlidir kanada bile

      Delete
    4. bayanın yaşadığı yeri şöyle bir araştırdım 25.000 nüfuslu bir yer yani homojen bir yer oraya çok değil 20 yabancıyı yerleştirin ben o zaman o naif insanların nasıl degiştiklerini görürsünüz

      Delete
    5. 30 senesini Fransada geciren biri olarak galip beyin su son yazdigi seye katiliyorum..Hos durmadi yazdigim farkindayim ama bu bir gercek..Elbette kisisel donaniminiz cok onemli bir yabanci topluma girdignizde kendinizi kabul ettirmek ve saygi gormeniz buna bagldir ama is onlardan daha iyi olmaya basladiginizda yada cikar ve menfaatlerine biraz dokunmaya basladiginiz anda isin sekli degisir ..Ulkemiz kanada degi elbette bulundugmuz cografya ve cevremizdeki ulkelerde oyle demokrasiyi sindirmis, laik duzen icinde ekonomileri iyi ulkelere degil ve buralarda var olmak yasamak her zaman zor olmustur..Tarihtede bu boyledr bu gunde.Biz ulke olarak diger komsu ulkelere gore biraz sansliysak bunu da M.Kemal Ataturke borcluyuz ki bunun bile degerini bilemeyen bir ulke olduk vesselam.. Birde sunu ilave etmek isterim kanada da olmak yada baska bir ulkede olmak yasamak Turkiyeyi ve yasadigniz yerleri unutturmuyor zira ne kadar yaslanirsaniz yaslanin ne sebebi cok aciktir "ne dogudgun yer , nede doydugun yerdir vatan " Cocuklugunu gecirdigin yerdir ve kac yasina gelirsen gel onun bir parcasi ve o yerin sende anlami her zaman farkli olacaktir..Nacizane ..Saglicakla ..

      Delete
    6. Canada kacdana multeci almis ve Turkiye kac almis. ???

      Delete
    7. 17 bin 774 kişi ,arti gelen multecilere yapilan yol masraflari da ulkeye girdikten uc ay sonra geri odemleri talep edilmistir..Yani 3 milyon multeci alan Turkiye ile mukayese etmek abesle istigaldir..

      Delete
  8. Bende 4 senedir Amerika'dayim. Yazdiginiz, yasadiginiz ve hissettiginiz hemen hemen hepsini yasiyor ve hissediyorum sevgili arkadasim. Twitter, internet, es,dost, aile, arkadas vs hepsiyle surekli bir iletisim halindeyim. Binlerce km. uzakta da olsa tum bu olumsuzluklar, cogu zaman sanki yanibasimda oluyormus gibi etkilenme-mek elde degil. yuregi, vicdani olan her insanda bunu yasar, hisseder diye dusunuyorum. Umarim bu kotu gunler yakinda biter ve hersey cok daha guzel olur...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Saygılar.

      Delete
  9. Kanada'dan once baska bir ulkede egitim/is amacli yasamis miydiniz bilemedim ama kanada ve Avustralya'nin bahsettiginiz refah ve huzuru sagladigina katiliyorum ancak vizeniz cok onemli. Kalici oturum olmadan gidecekler icin maddi manevi cetin sartlarin bekledigini soylemem lazim. 2 yil master 55bin$, 2 yil yasam masraflari 40-50bin$, 3 ay ucretsiz staj sirasindaki masraflar 9-10bin$, ielts hazirlik ve sinav masraflari min 1500$, kalici oturum basvurusu masraflari 6-7bin$. Toplamda 125.000$lik bir macera ve sonunda oturum ve is garantisi de yok. Ogrencilikte calisabileceginiz en yuksek getirili is erkekler icin Uber ya da limuzin soforu, kadinlar icin striptizci ya da masöz olmak. Avustralya buna izin veriyor ancak Kanada'nin ogrencilerin calismasi konusundaki ozgurlugu bilmiyorum. Eger bu surecte oturum sahibi bir partner bulursaniz oturumu alana kadar bayraklari suya indirin ne derse he deyin, 2 yil sonra ayni statuye geleceksiniz. Yok eger boyle bir partner yoksa hayatinizda, ki zaten maddi imkanlari ucu ucuna yeterek gelmisseniz tutunma savasinizda siz bir "yerli"ye hangi statu ve ozelliginizle cekici geleceksiniz ki. Neyse sonucta cetin ve cetrefilli bir yol ama hayatta kalmayi basaracaginiza inaniyorsaniz ayni emek ve ozveriyi Turkiye yerine buralara vakfetmek aradiginiz mutluluk, refah ve huzura ulasmaniz icin cok daha mantikli.

    ReplyDelete
    Replies
    1. dediklerinin hepsinde hem fikirim altınaimzamı atarım..cok dogru tespitler..tebrikler..

      Delete
  10. bence bu durum evrensel birşey... hiç kimse haksızlığın kazanmasını istemez ama bu ülkemizde malesef söz artık cehalet ve kötülüğün... kötü olduğunun farkında olamayacak kadar cahillerin... dolayısıyla haksızlığın...

    ReplyDelete
  11. Ülke olarak kafamızı berraklaştiracak bazı hesapları, kitapları kapatamiyoruz. Deştikçe kanatiyoruz.

    ReplyDelete
  12. Soyledikleriniz o kadar uzak geliyor ki eğer bir gün yurt dışına çıkmasam Kanada vb. ülkelere gitmesem hiç yaşayamacagımdan eminim. Sizin adınıza sevindim ama hiç bir zaman tek başına kurtuluş olmuyor belki sizin icinizde uhde kalan da budur.
    Saygilarimla
    Kadir

    ReplyDelete
  13. Soyledikleriniz o kadar uzak geliyor ki eğer bir gün yurt dışına çıkmasam Kanada vb. ülkelere gitmesem hiç yaşayamacagımdan eminim. Sizin adınıza sevindim ama hiç bir zaman tek başına kurtuluş olmuyor belki sizin icinizde uhde kalan da budur.
    Saygilarimla
    Kadir

    ReplyDelete
  14. : Özlem hanım, Konstantin Kavafis'in "Şehir" adlı şiirini okumanızı öneriyorum. Belki kimi sorularınıza yanıt bulursunuz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. This comment has been removed by the author.

      Delete
    2. Bu isler malisef oyle olmuyor iste arda okyanusta 10.000 olsada Turkiyedeki bir olumsuzluk sizi daha fazla etkiliyor bizim burda ulkede yasananlar icin uykumuz kacarken turkiyedeki yakinlarimizin toplumun hic bir sey yokmus gibi yasamay devam etmesi bizi cildirtiyor her gun baska bir darbe olurken insanlarin bunlari gormeyip darbe nasil onlendiyi tartismasi basin organlarina 6 milyon oy almis ulkenin ucuncu partisine karsi bu kadar azginca saldirmasina ancak duyarli 3-5 kisi karsi cikiyor yurt disinda yasiyan insanlar bedenen burda yasasalar bile kalplero orda yasamaya devam ediyor nasil bir celiski insan kendine bile anlatamiyor

      Delete
  15. Hayırlı olsun. Türkiye insanın ruhunu derinden yaralar, bu ülkede yaşanan itilip kakılma çok ciddi travmadır insanlar için, sizin de farkettiğiniz gibi, yurt dışında yaşamaya başlayınca anlarsınız onu. Zamanla geçer ama hiç unutulmaz. Ben 12 sene Kuzey Amerika'da yaşadım, sonra dönmek zorunda kaldım. O travma kaldığı yerden devam ediyor, hemen hatırlıyorsunuz, savunma mekanizmaları çalışmaya başlıyor. Bu insanca yaşam değil tabii ki. Size mutluluklar dilerim..

    ReplyDelete
  16. gözlerim dolarak okudum, elinize sağlık..

    ReplyDelete
  17. Yurtdışına giden türklerin buradan kopamamaları, gittikleri topluma bir türlü dahil olamamaları bana komik geliyor. Bir de hep saygı, trafik vs şeylerden bahsediliyor ama oranın demokratik yapısı, tarihi, kültürü vs göz ardı ediliyor. sanırım hep bir turist kalma durumu oluyor. Ben olsam türkçe yazmam bile.

    ReplyDelete
  18. Ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım, doğduğumuz topraklardan kopamıyoruz. Bir yanımız hep eksik kalıyor. Naçizane bir isteğim olacak Özlem hanım;bloglarınızı kitaplarının derim.

    ReplyDelete
  19. Kanada'daki saygıdeğer arkadaşım, selamlarımı iletiyorum. Muhtemelen bütün bu yazınızı başlığınızda özetlediniz ama ben açıkçası yazınızın o kısmı ile ilgilenmiyorum. Benim ilgilendiğim nokta hayata bakışınız ve özelinde Türkiye ile ilgili düşünceleriniz.
    Evet belki Türkiye bahsettiğiniz olumsuzlukların bir çoğunu hayatta olağan olarak yaşadığımız bir ülke. Ve benim düşüncelerim bu soruna bakış açısı noktasında sizden ayrılıyor. Gördüğüm kadarıyla Osmanlı'nın son dönemindeki bir kısım Tanzimat ve Servet-i Fünun sanatçılarının yaşadığı buhranı yaşadınız Türkiye'de. Ahmet Haşim "O Belde" derdi, Tevfik Fikret'in "Aşiyan"ı vardı ve bir çoğunun hayali Yeni Zelanda'ydı. Ancak bu grubun karşısında da bir Mehmet Akif ekolü vardı. Akif de rahatsızdı ülkeden, insanlardan, vatanından. Ancak o bunu dert edinmişti. Kaçmak yerine düzeltmeyi seçmiş, bunun için mücadele vermiş, "Asım"ın neslini hayal etmişti. Vatanında... Ve Akif'e İstiklal Marşı'nı yazdıran da bu duyguydu.
    Ben de bazen gitmek istiyorum Türkiye'den. Ama ben Kanada'ya değil Afrika'ya gitmek istiyorum. Pakistan'a, Bangladeş'e gitmek istiyorum. Huzursuzluğun, kötülüğün, yanlışlıkların içine gitmek istiyorum bütün bunlarla mücadele etmek için. İnsanın fıtratı iyilik üzerinedir ve ben o iyiliği, güzelliğin her şeye hakim olması için çabalamak istiyorum. Yazarın dediği "Dünyayı güzellik kurtaracak" düsturunca o güzelliği hakim kılmak için çalışacağım. Ve yine insanın fıtratı kötülük karşısında kaçmaya müsaade etmez. Ve yine "Kötülüğün karşısında susan dilsiz şeytandır" düsturunca var olmak istiyorum bütün kötülüklerin içinde, bütün kötülüklere inat.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Size 100% katiliyorum. Calistigim sirket beni Avrupa'nin gelismis bir ulkesine cagiriyor, calisma iznim olmasina, dillerine son derece hakim olmama, kariyer firsati olmasina ve bu ulkede patir patir insan olmesine ragmen sirf sizin bahsettiginiz sebebten dolayi gitmiyoruz. Gidersem esim de gidecek, ogrencileri var Turkiye'de faydali oldugu. İki kisi kayip. Bu ulkenin bir yere gelmesi icin, degisim icin yurt disinda yasayan egitimli kitlenin geri donmesi gerek. Yoksa elestirmeye kimsenin hakki yok.

      Delete
  20. Kanada gibi steril simcity kilikli herkesin adeta musmutlu robotik bir Stepford Wife oldugu bir ulkede ben de kafayi kirarim. Ole yasanir mi be sinirlerin alinmis gibi? Gozunu sevdigim NYCim...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kardeş simcity tarifin mükemmel, hiç bir şey göründüğü gibi değil. Oradaki çoğu insanlar psikolojik destek veya haplarla ayakta duruyor, bayan da yakında bu ilaçlara sıkıntıdan başlar sıkıntısını atmak için. Dünyanın heryeri problemli bence kanadalılaların problemi de simcity türü hayatın içinde sıkışıp kalmış olmaları.
      Doğru düzgün bir muhabbet bile edemezsin hepsi robot gibi

      Delete
  21. Bakiyorum da, ne kadar memleketine nefret dolu insan var burada Kanadanin birtakim uzuvlarinin yalayiiciligina girismisler. Yahu bu ulkeler bu bolgeden elini cekip rahat biraksalar, birkac nesil icinde bu cografyada da bir medeniyet yeserecek, insanlar normal hayatlar yasamaya baslayacaklar. Buna izin mi veriyor o huzurla doldugunuz ulkeler. Senin ulkenin guneyinden kuzey dogusuna kadar sinir oldugu ulkelere bir bak bakalim, hangisi sorunsuz, hangisi batililar tarafindan rahat birakilan ulkeler. Sonra da cikmis, Turkiye soyle Turkiye boyle ahkam kesiyorsunuz. Turkiyede olup bitenin onda biri oralarda olsunda goreyim o ulkelerdeki insanlarin kibarligini, sukunetini. Birakin bu isleri. Dunyanin kalaniyla kara siniri olmayan kendi halinde yasayan, ve o kendi halindeligini baska ulkeleri somurerek, savaslar cikararak elde eden ulkelerden buraya camur atmayi birakin. Madem huzurlusunuz, o huzurlu hayatinizi orada yasamaya devam edin. Ben Mersinliyim, ve gecen gun koyume giderken bir sehit cezanesinin diger ilceye goturulusune taniklik ettim. O lanet olasi batili ulkeler rahat dursalar, o cocuk su an hayatini yasamaya devam ediyor olacakti. Onlarin kasidiklari, silah verdikleri lanet olasilar yuzunden bugun toprak altinda. Madem Turksunuz, orada bunlari sesli dile getirin. Kendinizi herhangi bir millete ait hissetmiyorsaniz da, hissedenleri rahat birakin.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Iste mesele tam da bu kafasi milliyetcilikten karismis arkadasim; " Turkiye de olan bitenin onda biri oralarda olsunda, goreyiim oralardaki insanlarin kibarligini " diyorsun ya, cevabi da bu sordugun soruda var ama goremiyorsun. Al bizim basbakanimiz, koy yanina Kanada basbanakinini, olur mu , olmaz mi bir daha dusun. En ufak bir konuda; " bundan sonra saatleri geri almayacagiz, siz saatlere uyacaksiniz, saatler size degil " diye yukardan bakan bir basbakan oralarda hayal bile edilemez, Niye? Cunku, siradan bir utanma duygulari vardir, kendilerini Allah sanacak kadar burunlari havada degiller.Sen bir de soyle dusunebilsen, koyune giderken gordugun sehit cenazesi, iste o basbakanin eseridir, kendi cocugu Singapur kumarhanelerine kicini sererken, senin koyunun, benim koyumun cocuklari sehit olur o serefsizler daha cok sorgulanmasin diye.

      Delete
    2. Kamil Bey, milliyetcilikten kafamin karismis oldugunu nereden cikardiniz. Evet oldukca milliyetciyim, ustelik Turklerin sadece Turkiyedeki Turklerden ibaret olmadigini; Iranin neredeyse yarisinin Turk oldugunu, Rusya Federasyonu, Cin, Moldova, Polonya, Ukrayna, vs Avrasyanin neredeyse tamamindaki Turklerden haberi olan, baba tarafi Bulgaristan Turku, ana tarafi ise hala cekik gozlu yoruk olan ciddi bir Pan Turkistim. Birkac dili iyi konusurum, ve 2010 yilindan beridir de Afrikaya ticari amacla gidip geldigimden oradaki yerli halklari da yakindan tanima firsati bulmus, amator bir dilbilimci ve etnologum. Siyaset konusunda da tonla edecek lafim var, ancak aklimdakileri buraya yazmak icin ne vaktim var, ne de yeri ve zamani. Eger benim gibi ucuncu dunya ulkelerini gezmis olsaydiniz (belki de gezmissinizdir, bilmeden soyluyorum), batililara bu kadar da iyi niyetle bakmazdiniz. Nijerya dunyada ham petrol rezervi acisindan ilk 10 icerisinde ve petrol onlara bela olmus durumda. O ulkelerde gelismekte olan medeniyetler (Yoruba, Igbo kulturleri), urettikleri eserlere baktiginizda, 1100-1200 lerde ciddi sanat eserleri urettiklerini goruyorsunuz, gelip icine eden ve onlarin servetlerini calan, kolelestiren, ve hali hazirda da baska yollarla bu isleri cevirenler yine o pek medeni buldugunuz bu ulkeler. Saraylarda insanlar kibardirlar ancak sizi arkadan hancerlemeyi de bilirler. Kibarlik vs cok da ciddi meseleler degil. Rakamlar istiyorsaniz, acin ve arastirin; suc oranlari, manyaklik dereceleri vs, bu utanma duygulari olan adamlarin pek masum olmadiklarini goreceksiniz. Neyse. Onlari sevmeye devam edin. Milliyetcilik korluguyle de birakin ben ve benim gibiler sevmesin.

      Delete
    3. Huseyin bey merhaba. Oncelikle uslubunuz icin tesekkur etmek istiyorum. Haklisiniz, en gelismis ve en az gelismis bir suru ulkede bulundum, gozlemler yaptim, okuduklarimin, duyduklarimin bazilarini dogrulatti, bazilarini da yalanladi haliyle. ( sizin, 2010 dan beri gittiginiz kitada, araba ile iki aya yakin, TUnus, Cezayir, Niger, Burkino Faso ve Fildisi Kiyisi nda gezdim . O zamanlar 1989 idi, ne radikal islam kan dokmeye baslamisti henuz, ne de savaslarin atesledigi gocler ufukta idi. Sizin bahsettiginiz, ' batililara iyi ya da kotu niyetle bakmak ' konusu objektif bir yaklasim degil elbet. Oyle bakacaginiz bir suru varken, tersine bakacaginiz bir suru konu daha vardir zaten. Nijerya ya bela olan petrol, ornegin Norvec e olmuyor. Eger sorun Emperyalist olmaksa, Osmanli da oyle idi bir zamanlar, simdi olmuyorsa, gucunun yetmediginden olmuyor sanirim, yoksa daha yenilerde Sistemsiz Baskan imiz Lozan dan sikayetleri siralalyip, Musul uzerinde hak iddialarinda bulunma yuzsuzlugunu gostermezdi sanirim. Rakamlar konusunda hemfikirim sizinle. Yine de bizdeki rakamlarin saglikliligi konusunda supheli olmak icin yeterli sebeplerimiz var degil mi? Yillar once burada yapilan bir psikiaytri kongresinde ensest tartismalari sonrasinda, davetli Turk psikiyatrist bayan Turk radyosuna davetli idi sohbet icin. Radyocu bayan sormustu; " Bu ensest durumlari hep gelismis ulkelerde cok yaygin, mesela bizim ulkemizde o kadar yok, duymuyoruz, bunun nedeni bizim kulturel yapimiz, maneviyat konusundaki farkliligimiz midir ? Yanit, beynimin bir kenarinda hala cinlayan bir kursun gibi : ' Her toplumda ne kadar varsa, bizim toplumumuzda da o kadar yaygin ensest olayi. Farkli olan, gelismis toplumlarda ortaya cikmasi ve istatistige giren sayilarin guvenirligi. Bizde ise, oece aile kapatmaya ugrasiyor ortaya cikar gibi olunca, ozellikle ' anne' cunku, babaya bir sey olursa eve gelen ekmek kesilecek, ya da erkek cocuk, potansiyel bir eve bakma araci yakin bir gelecekte, onu da kolluyor vs vs... Tartismayi bilek guresine dondurmek degil asla amacim. Uslubunuza, seviyenize yeniden tesekkur ediyorum ( bu konuda agzi cok yanmis bir insan olarak.) Gununuz, gonlunuz hos olsun, sevgiyle kalin.

      Delete
  22. Ziptir olun gidin ulan memleketimden diyesi geliyor insanın. Ne kadar da kabayım. Eminim benim gibiler yoktur Kanada'da.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Var var senin gibi økuzler her millette var maalesef

      Delete
  23. Bir suredir farkindayim "travma" icinde oldugumuzun. Ben hala ulkemdeki kotuluklere, zayifliklara karsin iyilestirilebilecek seyler icin caba gosteren ve burada kalan biriyim ama akla hayale gelmeyen bozukluk ve zararin buyuklugu artik biz gibilerin cabalarini, boyunu cok asti. Yetisemiyoruz. Yine de caba gostererek sona ersin hayatimiz, belki bizden sonrakiler guzel (yani normal) gunler gorur diyecegim ama mesele bu da degil. Benim icin mesele artik can ve mal guvenligi. Henuz basina gundelik hayatta tesadufen gaz solumak ve silah patlamalari gormek disinda daha kotusu gelmemis olan, sansli kesimdenim. Ancak bugune kadar olanlar, bundan sonra olabilecekleri surekli beynimizde tuttugu icin travma icindeyiz. Yakin gelecek karanlik. Tunelin ucundaki isigi henuz goremiyoruz. Psikolojimizin yakin zamanda duzelmesi ihtimalini gormuyorum. Gidenlere, hele cocugu olanlara kizmiyor, hak veriyorum. Ben buradayim ama artik pek iyi degilim. Insanlara fayda yaratmaya, ari gibi calismaya, umutlu sozler sarfetmeye devam ediyorum, ama bunlar kronik ve artan duzeyde endise duymama engel olamiyor.

    Afrika'ya gitmek isteyen arkadas cok haksiz degil. Afrika'da buradan cok daha iyi hissedecegime eminim.

    Yazdiklarima bakinca gercekten ben mi yazdim diye dusundum. En karamsar gunlerimdeyim muhtemelen ve bu blog yazisina denk geldi...

    ReplyDelete
  24. Yani eskiden belki, iletisimde az oldugu icin, belki insanlar unutup, yada neler oldugundan haberdar olmadiklari icin, kafalarina takmiyor ve uzulemiyorlardi belki, ama artik hersey her yerde biliyor,
    duyarli insan, kendi ulkesi olsun baskasinin ulkesi olsun, kotu birseyler duydugu zaman, ister istemez uzuluyor tabi,
    dunyada kuculdu artik, har ordaymissin, ha burdaymissin cok borsey degistirmiyor, ayni hava solunuyor sonucta, bu daha net gorulur oldu artik..

    ReplyDelete
  25. Kanada zanlettiğiniz kadar masum değil. Bende gitmeyi üdşünüyorum detaylı bir araştırma yaptım toz pemb kanadalılar ayyy ne kadar çok iyi aman "burda hayat çok iyi yeaaaa " tarzı bir yazı olmuş ne yazıkki inanmıoyrum size.Keşke öyle olsaydı gitmiş gelmiş insanların tecrübelerini araştırın okuyun, konuşun, dinleyin o kadar datoz pembe olmadığını göreceksiniz. Yani siz öyle bir bahsetmişsiniz ki yazı biraz ütopik olmuş kanada dan değilde türkiye'den kanada'da imiş gibi yazılmış bir yazı olmuş pek inandırıcı bulmadım samimi de gelmedi kendi şahsi fikrimdir.

    ReplyDelete
    Replies
    1. cok dogru paylasım ve tespitler..dediklerinin hepsinde hem fikirim

      Delete
  26. Çok güzel olmuş lakin bir mültecinin yerleştirilmesini överken ki türkiyeye yapılan gönderme çok haksız. 3 milyon suriyeliden bahsediyoruz ülkede. bu miktara göre gayet iyi ağırlanıyorlar. itilen kakılandan daha fazla ağırlanan hoş edilen var. daha hakkaniyetli olmak lazım. ülkeler kıyaslanırken bulundukları konum, geçmişleri, genel şartları da kıyaslanmalı. Ortadoğunun göbeğinde yer alan, tarihinde tüm çevresi ile savaşları olmuş bir ülke ile kanda kıyaslaması pek adil değil. kötü yönetiliyoruz doğrudur ama şartlar maalesef aynı değil.

    ReplyDelete
  27. Kesinlikle katiliyorum yazilanlara, 3. yilima giriyorum Türkiye'den cikis zamaninda. 3 yil önce, korkuyla karisik bir heyecanla ciktim, ne kültürlerini, nede dillerini. Yasadigim yerde zaten yabanciydim, hatta belki bugün o Suriye'li diye assagilananlar kadar bile yerim yoktu o ülkede. Ancak buraya geldigimde, "her ne kadar cok problemli seyleri olsada" iyikide gelmisim, kacmis kurtulmususm diye seviniyorum. En azindan hayatimi, baski ve siddet olmadan, gercekten yasadigimi hissederek, aldigim her nefesten mutlu olarak yasiyordum. Yani, yasadigimin farkina vardim gercekten burada. Umarim 3-5 yila istedigim ülkeye gecer orada yasarim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Siz hangi ulkeye gittiniz ve nasil? Ogrenci olarak falan mi?

      Delete
  28. Üzerinize yapışmış korku, kızgınlık stresini bence yavaş yavaşda olsa atacaksınız. Ama endişelerinizi, bu konuda düşünmeye devam etmenizi terk etmemenizi dilerim. Birde şöyle bir soru olabilir: böylesine özgür cici bir ortamda yaşayan Kanadalıların kaçı dünyanın diğer taraflarında yaşanan sefalete, haksızlıklara, katliamlara vs. Ne kadar kafa yoruyor ve bu konuda ne yapıyorlar? Hiçbir kimse hiç birşey yapmıyor demiyorum ama çoğunluğa bakın gözlemleyin... Ütopik gelse de aslında hepimiz özgür olana kadar hiçbirimiz özgür değiliz. Dünyanın neresinde olursak olalım doğal olarak yakın çevremizden başlayarak, ama kesinlikle kendimizi bununla sınırlamadan düşünmek, görmek ve mücadele etmek durumunda olduğumuza inanıyorum. Ve tabi bu durumda refah ve özgürlük düzeyi daha yüksek olan ülkelere de ciddi sorumluluklar ve görevler düşüyor.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hüseyin Saçıkara

      Refah düzeyi yüksek ülkeler yalnız geldikleri yerleri değil dünyanın az gelişmiş ama zenginlik kaynaklarının çok olduğu ülkeleri talan ederek o refah düzeyine ulaşıyorlar. Geri kalmış ülkelerdeki yöneticileri satın alıyorlar ki ülkelerinin zenginlik kaynaklarını kendilerine peşkeş çeksinler. Bunun için savaşlar çıkarıyorlar. Geri kalmış ülke halklarını birbirlerine karşı kışkırtıp savaştırıyorlar silah sanayiinden milyarları belki de trilyonları kazanıyorlar. Onların milliyetçilikleri yok. Örneğin Nato enternasyonal bir kuruluş. Sonra başka ülkeleri talan edenler kendi vatanlarını mı savunuyorlar? Oysa bu talan edilen ülke halkları nato ittifakı gibi bir ittifaka girip emperyalist batıya karşı ayaklansalar herhalde yalnız olmazlar. 1. Dünya savaşı sonunda Rusya ve Türkiye köylü ve yoksul ülkelerdi. Türkiye mağlup ülkeler safında savaşa girdi ve mağlup oldu. Rusya galip ülkeler safında savaşa girmesine rağmen yine mağlup oldu. Ama biz batıyı seçtik ve bu hale düştük. Rusya milli bayrağını yırtıp attı, işçileri ve köylüleri temsil eden bayrağı seçti. İşçiler ve köylüler bir milleti temsil etmiyorlar. O dönemde her ülkede işçi ve köylü vardır. Sonra devletin başına kendi milletlerinden değil, bir Gürcü'yü getirdiler. Sovyetler'in 1936 Anayasasında bir iş günü 6 saattir. İnanmıyorsanız alırsınız o anayasayı okursunuz. ağır işlerde çalışanlar için 4 saattir. Geri kalan zamanda sinema, tiyatro, bale, operaya gidilir. Bol bol kitap okunur, kültürel gelişme sağlanırdı. Bu çalışanlara moral verip daha gayretli çalışmalarına vesile olurdu. Ama batılılar rahat verdirmediler. Ben bunları boşuna yazıyorum. Meraklı olan açar okur. Neden Sovyetler dağıldı? onu da araştırıp öğrenin. Yazmaya kalksam sayfalar tutar. Sovyetler dağıldıktan sonra Rusya Federasyonu bile çelik gibi bir devlet. İşte aramızdaki fark. Okumuyor araştırmıyor ahkam kesiyoruz. 20. yy. başına kadar dünya gelişmiş ülkeler tarafından gerek savaşlarla gerekse antlaşmalarla paylaşıldığından geri kalmış ülkelere bir şey kalmadığından bizim gibi ülkeler kalkınamamışlardır. Ülkemiz için yapılacak şey korkusuz olmaktır. İnsan bir kez ölür. Korkaklar her gün ölür. Ölümü göze alarak mücadele etmeyenler kazanamazlar. Bugün kaybedebiliriz ama bu bizi mücadelemizden vazgeçirtemez. Sonra ölüm korkusuyla yaşayanlar mutsuzdurlar. Cesaret mutluluktur.

      Delete
  29. maalesef haklısınız evden çıkamaz oldum ben korkudan :(

    ReplyDelete
  30. Ne kadar tuhaf ve ironik yorumlar var. Bu yorumları okudukça blog yazarına daha da fazla hak vermemek elde değil.

    Vay efendim Türkiye'ye 3 milyon mülteci gelmiş, Kanada ya otuz tane gelmiş.

    Arkadaşım problem zaten TAM OLARAK burada. Bizim ülkemiz politik çıkarlar uğruna o mültecilere izin veriyor, siyasete malzeme yapıyor. Diğer adam buna izin vermiyor ve kendini koruyor. Diyor ki "ben şu kadar rakamdan fazla mülteciyi alırsam ülkemin standardı bozulur, dahası aldığım bu mültecilere de insani bir yaşam sunamam"

    Burada söz konusu ülke ve ülkeleri aşağıya çekme amacıyla sürekli Türkiye ile kıyaslayanlar, biraz dikkatli okuyucuların gözünde Türkiye'yi iyice yerin dibine sokuyorlar.

    Keza ilgili ülkelerdeki yaşam standartlarının da o kadar toz pembe olmadığını savunanlar sıklıkla ya daha alt soyo-kültür gruplarından çıkamıyor ya da gittikleri yere uyum sağlamak yerine kendi kültürlerini taşımakta ısrar edenler oluyor. Hak hukukun olduğu, kural düzenin olduğu, insani değerlerin kuvvetle muhafaza edildiği, haydi adını koyalım "Batı Medeniyeti" ülkelerinde, kurallarına göre oynayıp düzgün çalışan, iyi eğitim alan, kendini geliştiren insanlar istisnasız olarak bulundukları yerden memnun oluyorlar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Söylediklerinize aynen katiliyorum.Tesekkürler.Gelen Suriyelilere mülteci belgesi vermiyor Türkiye, ''misafir" sayiyor.Böyle olunca da BM islemlerini yapip gitmek istedikleri ülkelere yerlestiremiyor. Aylan'in babasi da Kanada'ya mülteci belgesi olmadigi için gidememis ve tehlike dolu yolu seçmisti.Gazetelerde de okuyoruz, egitimli Suriyelilerin de Türkiye'den çikmasi engelleniyor.Hatta baska ülkelerde is bulmus olsalar bile.B

      Suriyeliler santaj için, koz olarak kullanilmak için ya da Türkiye'nin türlü emellerine siyasi amaçlarina kurban edilmek için mi böyle düzensiz plansiz kabul edildiler?

      Birlesmis Milletler'de calismis biri olarak Kanada'nin göçmen politikasini iyi biliyorum.5 sene de Ottawa'da yasadim, diplomat aile olarak.Kanada bazi yorumlarda yapilan tenkit ve suçlamalari hiç haketmiyor.

      Az gelismis ülkelere adli ve hukuki konularda ve hakim ve savci yetistirme de yardim eden, danismanlik veren çok basarili bir organizasyonu var Kanada'nin.Filipinler ve Endonezya'da çok iyi neticeler aldilar.Türkiye'nin de, ne yazik ki üzülerk ve utanarak yaziyorum, Cumhuriyetimiz'in 93. yilinda gereksinimi olabilir Kanada'nin yardimina.

      Delete
  31. Yazdığınız yazınızda, içinde bulunduğunuz hisleri çözümlediğiniz kısmına kadar okuduğum her cümlede "meh" diyerek devam ettim. içten içe imrenerek ve kıskanarak. "ah bi kurtulsam arkama bile bakmam ben ya!" diye geçiriyordum içimden. ta ki travma benzerliğine kadar. çok farklı bir bakış açısı olmuş ve cuk diye de oturmuş. fizik eğitimimi bırakıp sosyoloji eğitimime başladığım bu günlerde yazınız fikirleriniz toplumlara bakış açınız bana çok yardımcı oldu. teşekür ederim! umarım en kısa zaman da o güzel ülkenin o güzel insanları arasında kendime huzurlu bir hayat oluşturabilirim. çok şanlısınız !

    ReplyDelete
  32. Vedik astrolojinin Teolojisine göre ; kendi doğup büyüdüğün yerinden yurdundan GÖÇ etmek ve başka bir yerde hayatını geçirmek zorunda kalmak bir nevi Sürgün, yani iyi bir karma olarak olarak görülmüyor.
    Ancak bu durum yabancı diyarlarda ünlü olmak sevilip sayılmak ile karıştırılmamalı . Ikisi farklı Şeyler ve ikincisi uğurlu, Şanslı bir karma olarak kabül ediliyor.
    Yani yerinde ol ; taş yerinde ağırdır misali ve tüm dünya ve evrende sevilip sayılarak Mutlulukla yaşa denilen durum en ideali olarak kabül edilir.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ek olarak; Temelli yaşamak değil de uzak diyarlara gezgi görgü daha iyi kabül ediliyor karmik olarak okuduğum metinlere göre. Her ülkenin karması da farklı ve doğup büyütülen Havası suyu kültürü solunan yer asıl olarak değerli ve kendi yurdunun ülkenin değerli bir insanı olmak asıl evrimi sağlayan da bu bağlamda.
      Ana vatanı soy olarak bağlı olunan mı yoksa büyünen Havası solunan yer olarak mı görmek ayrımı karşımıza çıkıyor bu bağlamda. Ki okuduğum metinlerde bununla ilgili Aklımda kalan bir bilgi yok. Bence yani subjektif yorumum olarak ; kan bağları, yöresel tad ve kültür olarak sizi çeken bir Şeyler varsa şayet ülkenize; karmik olarak evrimleştirici yer orasıdır diye düşünüyorum. Geçmiş yedi Kuşak atalara kadar karmik etki Kişiyi etkisinde tutuyor. Yani yüzde 70 kendi haritamız etkili iken 30 da Ana-Baba atalar etkisi yaşıyoruz.
      Sürgün, iyi olmayan göçü; aynı ülkede şehir değiştirmekten ziyade ülke olarak düşünmek gerek sanırım, yani genel kültür, alınan, terbiye yöresel tadlar ve lezzetleri tümden değiştirmek olarak.

      Delete
  33. Okunmalı
    http://ecevityazilari.org/items/show/324

    ReplyDelete
  34. Klasik Müzik Konserinde, Beyin Göçü Pazarlaması Nasıl Yapıldı?

    https://www.linkedin.com/pulse/klasik-müzik-konserinde-beyin-göçü-pazarlaması-nasıl-direskeneli?trk=mp-author-card

    ReplyDelete
  35. Yazınızı izninizle olduğu gibi www.medyadev.net sitemizde paylaşıyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. This comment has been removed by the author.

      Delete
  36. ABD Yeşil Kart Piyangosu ile Beyin Göçü

    yuvakuran.blogspot.com.tr/2016/10/brain-drain.html

    ReplyDelete
  37. Gerçekten siz bile bu durumdaysanız biz nasıl bir ruh hali içindeyiz anlayın.Eski günlerimizi yani huzur dolu günlerimizi özlüyoruz.Gelecek kaygısı içindeyiz.Kendimiz için değil en çok da evlatlarımız için.Bizler bile evlatlarımızın geleceği için başka ülkelere göç etmeyi düşünüyoruz.Ama cesaret de edemiyoruz.Ülkemizi çok seviyoruz.Size mutluluklar diliyorum.Yazınız çok samimi bu arada

    ReplyDelete
  38. Çok trajik bir durum var, kişisel tecrübelerin ve kaygıların paylaşıldığı şu yazının altında dahi birbirinin düşüncesini beğenmeyen, kabul edemeyen ve bunu eleştirerek hatta yer yer hakarete varan şekillerde yorumlar yaparak gerginlik yaşayan bir toplum betimlemesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Çok sesliliği beceremeyen kaldıramayan bir millet olduğumuz için belki de sesi en yüksek çıkanı ve karşındakilerin sesini teker teker kesen bir iktidarı ve sahibini inatla destekliyor toplumun çok büyük bir kısmı. Bana göre ise uzakta yaşamadan şu yazının altına yapılan her yorum biraz eksik kalacaktır. 2 yıldır İtalya'da yaşıyorum burada öğrenciyim ve belirli bir süre için geldiğimden dolayı burayı benimsemek gibi bir yola gitmedim hiç, bu yüzden Türkiye'den kopamayışım ve gördüğüm, okuduğum, duyduğum her haberle kahroluşum ülkemin ve kendimin geleceğini sorgulayışım diye düşünüyordum. Belki de kendimi kendim gibi hissedeceğim ve kurtarılmış bölge olarak gördüğüm İzmir'im de büyümüş olmam ve eğer dönersem yaşayacağım tek yerin de orası olmasıydı içimi rahatlatan ve benimsemeyi red etmem. Ancak görüyorum ki bunun benimsemekle ve başka bir yeri yaşayacağın yer olarak seçmekle alakası yok. 2 yıl da olsa 5 yıl da olsa 40 yıl da olsa bu duygular değişmiyor. Kendimle ilgili gelecek planımı tamamen ülkemin gidişatına bırakmış durumdayım. Kaçıp gitmek ve başka bir ülkede ya da şu an bulunduğum yerde yaşantımı devam ettirmek; korkmak, ülkemi (tam ihtiyacı olduğu anda)ve ailemi yüzüstü bırakmak gibi geliyor. Daha önce bir yazı okumuştum ve yaptığım yorum bir şarkı sözü olmuştu 'gitmek kolay, ya sonrası...' Hala aynı düşüncedeyim. Öte yandan ise ne şu anımın ne de geleceğimin tek bir saniyesinin dahi güvende olmadığı bir hayatı tercih etmek de tam manasıyla içime sinmiyor. Hayalperest bir ümitle de olsa çağdaş, laik, demokratik, cumhuriyetimize tekrar kavuşuruz umarım en yakın zamanda ve Dünya'nın çeşitli ülkelerine yayılmış olan yurttaşlarımız en azından huzurlu yaşayabilirler...

    ReplyDelete
  39. Yahu bari blogunda rahat bırakın kadını.Gidenlerin neden gittiğini zaten hiçbir zaman anlayamayacaksınızki..

    ReplyDelete
  40. Galiba dalga geçiyorsunuz dünyada öyle bir yer var mı acaba,Özlem hanımın anlatığı yaşantıyı hayal etmek bile çok ama çok güzel..

    ReplyDelete
  41. türkiyeyle ilgili iyi veya muhalefet yorumlarini ltf . eksik etmeyin. maalesef türkiyede su an iktidar alehine yorum yapmaya cekiniyorüz sag olsun AB ,li vatandaslar birlesmis milletler AB toplulugu gerekli elestrilerini yapiyorlar. türkiyenin simdiki kötü gidisatini hayatim boyunca görmedim. yas 62.

    ReplyDelete
  42. canadada 9 yil kaldim. 1985-94 arasi.arada gidiyorum.

    ReplyDelete
  43. Hepsini aşacağız, benim umudum var, hiç olmazsa çocuklarımız için aşacak gücü daima içimizde bulacağız.

    ReplyDelete
  44. Bir Kanada vatandasi olarak tum dunyayi gezdim Ve Canada'nin en prestijli yerinde kaliyorum.

    Sunu soylemeliyim ki yazarin soylediklerinin hepsinin dogrulugu yuzeysel yani ambalaj ancak gercek ambalaji acinca ortaya cikiyor. Turkiye'de yasanilan tum olumsuzluklarin hepsi profesyonel bir sekilde yapiliyor burda. Yolsuzluklar, basina, kadina baski, yabancilara is vermeme... ne ararsan var, Turkiye acemice yaptigi icin bu kadar goze batiyor.

    Yazar buranin koyu tabir edilebilecek kus ucmaz, kervan gecmez yerinde yasadigindan hic bir seyden haberi olmamasi ve pembe gozlukle bakmasi cok normal.

    Aslinda ben de yazmicaktim banane millet kendi gorsun dicektim ama...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tebrikler! Sonunda kayda değer bir yorum yapılmış oldu.

      Delete
  45. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  46. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  47. Yahu burada mutlu olan varsa kalsın. Gidip de hala burayı düşünen varsa düşünsün. Düşünmeyen de düşünmesin, ne uğraşıyorsunuz. Herkes istediğini yapsın

    ReplyDelete
  48. Yaziyi neden yazdiginizida tam anlamadim.Gittim kurtuldun herkesin bilsin istiyorsunuz.Oralari gordum.Acemi gocmen olarak kültürel shock yasiyorsunuz.

    ReplyDelete
  49. Once yaziyi okudum , ben de bir gurbetci oldugum icin iclendim haliyle, ardindan yorumlara daldim, yorumlarin en guzeli icin size tesekkur ediyorum, son cumlenize de tamamiyle katiliyorum, ve kisa bir ekleme yaparak burdan herkese selamlarimi gonderiyorum. " Herkes istedigini yapsin" cumlesi cok yerinde ama bir o kadar da hileli bir cumledir. su anda problemin ta kendisini de tanimlamis oldunuz, ben dahil zavallilar olarak guzel ulkemden istedimizi yapamadigimiz icin ayrilanlar; ayni sekilde istedigi her seyi yapanlar yuzunden kacanlardir, yolda kimse laf atmiyor diye mutlu olan ve bunu yazma geregi duyan bu kadinin sozlerini vicdan sahibi herkes ic burukluguyla okur, dogru yanlis, istatistik ,fizik ,genetik vs.. farketmez

    ReplyDelete
  50. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
    Replies
    1. This comment has been removed by the author.

      Delete
    2. This comment has been removed by the author.

      Delete
    3. This comment has been removed by the author.

      Delete
    4. This comment has been removed by the author.

      Delete
    5. aslinda yorumunuzu gordum dun aksam cok guzel yazmistiniz silmenize gerek yoktu simdi sizi anladim iyi gunler size... Turkiye umarim kendini kurtarir demekten baska birsey bulamiyorum

      Delete
  51. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  52. Ozlem Hanim dusuncelerini ve icin deki memkeket sevgisini ve ortak oldugu acilari paylasmaya calismis ancak uzucu olan duyguya ortak olmayip insanlar in yorumlar yapmasi ve yazari yargilamasi. Bizim millet olarak temel eksigimiz dinlemiyor ve anlamiyoruz. Yalnizca aklimizda olani karsi tarafa dayatmakla mesguluz. Ulkesinin de kendi algisindaki Kanada kadar guzel bir memleket olmasini istemesi kadar dogal ne olabilir. Millet olarak temel eksigimiz iletisim ve empati. Biraz anlayis lutfennnn....

    ReplyDelete
  53. Ozlem Hanim dusuncelerini ve icin deki memkeket sevgisini ve ortak oldugu acilari paylasmaya calismis ancak uzucu olan duyguya ortak olmayip insanlar in yorumlar yapmasi ve yazari yargilamasi. Bizim millet olarak temel eksigimiz dinlemiyor ve anlamiyoruz. Yalnizca aklimizda olani karsi tarafa dayatmakla mesguluz. Ulkesinin de kendi algisindaki Kanada kadar guzel bir memleket olmasini istemesi kadar dogal ne olabilir. Millet olarak temel eksigimiz iletisim ve empati. Biraz anlayis lutfennnn....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bence bunun yanlış olduğunu düşünmeniz yanlış. insanlar birbirlerinin fikirlerini eleştirebilir.bunda bir yanlışlık yoktur.

      Delete
  54. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  55. Merhabalar,

    Yazınızı okudum iyidir hoştur. Ancak katılmadığım birçok nokta var. Birincisi Kanada ile Türkiye karşılaştırmak yanlıştır efenim. Türkiye coğrafi konum itibariyle bunca bokun içindedir. Biz Okyanusun ortasında veyahut Avrupa'nın kuzeyindeydik de bunları yaptık mı ki bu noktalar üzerinden eleştiriyorsunuz. Bir de yorumlarda okudum biraz asabımı bozdu. "Hollanda'ya yerleştik, şöyle güzel, böyle güzel. Fransadayız, Almanya'dayız vs. vs" Kaçan kaçana. Arkadaşlar, sizler kendinizi eğer ülkenin aydın yüzleri olarak görüyorsanız gitmezsiniz. Şairin de dediği gibi "Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?" Kaçıp gitmek kolay olan. Önemli olan kalıp savaşmak. Şunu, Türkiye'nin bu günleri bir gün atlatacağı gerçeğini, de unutmayalım.

    İkincisi, Suriye ve mülteciler meselesi. Acaba hiç Türkiye'nin suriye sınırında ki mülteci kamplarına gittiniz mi? Türkiye mülteci meselesinde bence tarihe geçecek derecede örnek bir davranışta bulunmuştur devlet olarak. (bkz. http://www.nytimes.com/2014/02/16/magazine/how-to-build-a-perfect-refugee-camp.html?_r=0 ) 3 milyon mülteci - ki bu insanların mülteci durumuna düşmesinde Türkiye'den çok batı ülkeleri ve okyanusun ötesinin etken olduğunu düşünürsek- Türkiye nüfusunun yüzde 2.7 'si gibi birşey. Dünya üzerindeki birçok ülkenin nüfusundan fazla bir sayı bu. (bkz. http://www.ensonhaber.com/kanada-basbakani-multecileri-havaalaninda-karsiladi-2015-12-11.html* [not: Kanada'nın alacağım dediği 25 bin mülteci alımını durdurdugunu da dipnot olarak ekleyeyim.] Hasılı kelam, Kanada ile Türkiye'yi mülteci meselesinde karşılaştırmaya bile kalkışmamak en iyisidir.

    Üçüncüsü: Türkiye meselesi. Türkiye'nin jeopolitik konumu sebebiyle bunca aksiyonun içerisinde bulunmasından ve dış güçlerin (bkz. 15 temmuz) üzerinde oynadığı onca oyuna karşı pes edip kaçıp gitmekk en basit anlamıyla korkaklıktır efendim. Lam'ı cim'i yok. He, eğer gittiyseniz de maalesef bu ülke hakkında söz söyleme hakkını da kaybedersiniz. (bu lafım kırk senedir türkiye de yaşamayıp devleti eleştiren arkadaşlaradır. )

    Dördüncüsü,
    iki sene ABD, 1 sene Kanada'da yaşadım ki, Türkiye özellikle ABD'den birçok mesele de daha ileridedir. (bkz. ulaşım, eğitim, sosyal devlet anlayışı, healthcare) bildiğim kadarıyla da kanada'da eğitim ücretlidir. Yani private colleges dediğimiz sistem daha yaygın. devlet üniversiteleri de var ancak onlarada tuition yatırıyorsun. türkiye de ise bence öğrencilik krallık. devlet birçok iyi üniversiteye sahip. (bkz. odtü, itu, istanbul, marmara) ve öğrenci nüfusun (birinci öğretim) çoğu devlet üniversitelerinde harçsız okuyor. Yani eğer fakirseniz, türkiyede okumak kanadaya nazaran daha avantajlı.

    Bu yorumu yazma sebebim aslında herşeyin öyle toz pembe olmadığını göstermektir efendim. Size karşı bir hedef alma gibi bir düşüncem yoktur. yanlış alınmasın. Dedikleriniz içerisinde hakikat var mıdır? Vardır. Bir şeyi bütün bütün kabul etmek doğru olmadığı gibi bütün bütün reddetmek de doğru değildir. Sadece bu yazıda katılmadığm yerleri belirttim Kusur varsa affola.

    Okuduğunuz için teşekkürler

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sizi iki yönden eleştireceğim. 1.- Türkiye cihatçı teröristler ve onların aileleri için bir cennettir. Onlara Türk yurttaşlarından fazla maaş verilmektedir. 2.-Stalin döneminde ve şimdiki Küba'da eğitim parasızdır. Stalin hakkında fikir beyan etmeden önce yukarıdaki yorumumu okursanız memnun olurum. Tıpta Küba'dan daha ileri devlet sayılıdır. Birçok ihtiyaçlar bedavadır. Kastro'nun maaşı 20 dolar idi. Sosyalizmin amacı metaları ve meta aracı parayı ortadan kaldırmaktır. Merakınızı uyandıran diğer konuları lütfen bana sormayın ve araştırın.

      Delete
  56. İklim olarak en zor yaşanabilen bir bölgede balon bir ülke kuruluyor. Dünyanın en düşük nüfus yoğunluğuna sahip. 250. sırada falan. Yani nüfus yok gibi birşey o yüzölçümüne göre. Kimliksiz bir ülke. Yaşayanların yarısı yazar gibi ülke kültür ve aile hasreti çekiyor.

    Yani ülke (kanada) birgün gerçek bir ülke ve kimliğe kavuşursa bu yazı çok farklı bir hal alacaktır.

    Zaten adamlarda insan nimet gibi bir şey. Masaları boş koca bir restoran gibi. Bir iki dolu masasına da çok iyi bakmak zorunda ve bakabiliyor.

    Yani diyeceğim zamanla o da dünyadaki acılara ve eşitsizliklere kulak vermek zorunda kalacak ve etkilenecek.

    Biz ise o etkilerin tam ortasında ve gücü görece olarak az bir ülkede kendi gerçek hayatımızı yaşıyoruz. Bence balon bir ülkede, 3-4 jenerasyon sonra zaten bozulacak bir ülkede yaşamak ne kadar doğru ki? Üstelik ispanya, italya, amerika değil. Soğuk, uzak, ıssız, duygusuz KANADA!!

    Ha çok fakir ve çok güçsüz ve çok umarsız ve çok uyumlu bir tip isen gidilebilir. İyi giyinin ama;)

    ReplyDelete
  57. Herkese selamlar,

    Şans eseri okudum yazılanları, facebookta birisi link atmış sanırım. Bazı yorumları okudum, uslübun düzgün olması sevindirici. Nitekim benim yazdığım yazılarda da neresiyle okuduğunu bilemediğim bazı kişiler yazılanları başka tarafa çekme konusunda çok maharetliler. Bu yorumlarda onu görmedim, sevindirici...

    Kısa geçeyim: Rusya'da yazıyorum 2004 yılından beri. Türkiye'de bu kadar sıkıntı yokken gitmiştim. Evlendim 11 senenin sonunda ve çoluk çocuğa karıştım. Hanım Rus olduğundan çocukların Türkçe ve dini eğitimi alması gereği için Türkiye'ye geri dönmek istiyorum. Pişman olursam geri dönmek için girişimlerimi yapıyorum şu an. Ev almak, pasaportu almak gibi...
    Hanımefendinin yazdıklarını (merkezden uzakta yaşıyor da olsa) gayet iyi anlıyorum. Burada da aynı sıkıntılar var. İnsanlar cins, bizim gibi değiller. Ama hanımefendinin yazdığı gibi yaya geçidine geldiğimde araba acaba durur mu diye endişem yok. ya da yayaya yol verdiğimde arkadaki arabanın tacizine uğramıyorum. Hele döner kavşaklarda yol hakkını çok iyi uyguluyor Ruslar ki hiç sevmeyiz kendilerini, pis Ruslar derdi rahmetli babaannem. Daha çok şey var eğitim bazında bizden iyi olduklarını düşündüğüm. ve de bir o kadar çok şey var artık dayanamadığım. Bizi yönetenleri de sevmiyorum açıkçası ama Türkiye'nin güzelliklerini yaşamak istiyorum, yaşatmak istiyorum çocuklarıma...Geriye döndüğümde büyük ihtimalle çocukluğumdaki gibi bulmayacağım ülkemi ama denemeye değer diye düşünüyorum. Bir de 'lanet olası kar durmadan yağıyor bu sene', kar temizlemekten bıktım artık :)))) Kanada'da yaşamaya giden bir Türk'ün günlüğüne döndü hayatım artık. Herkese kucak dolusu sevgiler...

    ReplyDelete
  58. Kanada'da herşeyin anlattığınız kadar tozpembe olduğunu düşünmüyorum. Çok mutsuz dönen arkadaşlarım var. Ben de İngiltere'de yaşıyorum. Bana göre artılar ve eksiler kafa kafaya.

    ReplyDelete
  59. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  60. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  61. Burada güzel olan bir şey kalmadı, korku ve şiddet her köşebaşında kol geziyor. Dışarıda olanlar Türkiye'yi değil sevdiklerini özlüyorlardır. Burada sadece zulüm var. Gidin, kurtulun.

    Şunu da unutmayın; Türkiye'deki faşitler ve gericiler çatışma veya savaş görseler de değişmeyecekler, akılları başlarına gelmeyecek, kan banyosu içinde yaşasalar dahi pişmalık hissetmeyecekler.

    Gelişmemiş bir toplumduk, artık gelişmeye hevesi olmayan bir toplum olduk. İkincisi dünyada başımıza gelebilecek en kötü şeydi ve geldi de.

    Burada güzel insanlar da var. Kendi gibi olmayan insanları sevebilecek veya hiç olmazsa saygı gösterebilecek insanlar var. Sorun şu ki; sayıları çok çok az.

    Dünya'da hiçbir yer mükemmel olmayabilir belki. Ama bu ülkenin adaletsizliğini, eşitsizliğini, aşağılık kompleksini ve önemlisi kendisiyle hala yüzleşmek istemeyen kibirini yeterince çekmiş olan hassas insanlar bence buralardan uzaklaşmalı.

    Şöyle düşünün; buradan gitmek istiyorum dediğinizde "defol git" diyebilecek kadar gözü kapanmış ve sizi anlamayan insanların aslında kalbini kırıyorsunuz. Bilinçaltında "beni" ve "bizi", "inandıklarımızı", "hayatımı üzerine kurduğum şeyleri" beğenmiyor, o zaman defolsun gitsin diyecek kadar kibirli ve anlayışsız insanlarla bir ömür geçirmek, bunun ağırlığı ile bir hayatı bitirmek…

    Büyük pişmanlık duyabilirsiniz...

    Bu ülke batmasa, savaş görmese bile, bu insanlarla birlikte yaşamak, hayatınızın sonunda size onu boşa harcamışsınız gibi hissettirebilir…

    Bunu çok rahat söyleyemiyorum.. Hatta hüzünle, acıyla ve kederle söylediğimi kabul edin. Fakat söylemek zorundayım ki; vatan üzerinde yaşadığınız toprak değildir.

    Yaşadığınız toprağın üzerindeki insanlarla birlikte yaşamaktan mutlu olduğunuz, insanlık onuruna yakışacak şekilde yaşadığınız yerdir vatan.

    ReplyDelete
  62. Toronto'dan yaziyorum:

    -Kanada'yi Cinliler ve Hindistanlilar istila etmis durumda. Her iki kisiden birisi ya Cinli ya da Hintli. Vancouver zaten % 65 Cinli.

    -Ruslar ve Araplar kara paralarini Hukumet araciligi ile Canada'ya getiriyor. Yani halktan calinan paralar.

    -Kanada'nin kendine ait hic bir urunu yok, insani bile disardan ithal ediyor. Bir petrol var idi, son olanlardan sonra ekonomi duraksamaya girdi.

    -Burda muthis bir sekilde yeni gelenleri eziyorlar. Suratina gulup arkadan vuruyorlar. Hatta yeni gocmen olanlar bile sonradan gelenleri eziyor.

    -Toronto'da sokaklar evsizlerle dolu.

    -Yilin 8 ayi soguktan disari cikamiyorsun.

    -Yillik vergi en az %30 aliyorlar senden, eger gelirin artarsa vergin da artiyor.

    -Gulmeyin sakin: emekli maasi burda 750 Dolar. Asgari ucretin yarisi kadar.

    -Herkez burda ot iciyor, belediye baskani bile icerken yakalandi.

    -Buraya gelen multecilere devlet bir kurus bile vermedi. Tum yardimi yardimsever halk yapti. Hatta devlet multecilerden ucak paralarini ve otel paralarini faizi ile birlikte geri istedi.

    ReplyDelete
  63. uzun yıllar ingilterede yaşadım...öncelike yabancı ülkede yaşamak zordur, otobüste bile kendi aranda türkçe konuşunca hiçbirşey demeseler bile bakışlarıyla seni rahatsız ediyorlar...yani konumun pozisyonun ne olursa olsun seni aralarında istemiyorlar... bu kadar basit.. bana neden döndün diyenlere kendimi yaşadığım yerde yabancı hissetmemek için diye cevap veriyorum...çok iyi tarafları olsa bile öteki olmamak için döndüm...gel gelelim güzel ülkeme... tarih içinde sıkıntılar çekti..iktidarı kim aldıysa kendi kadrolarını doldurdu buna chp de dahil... kendinden olmayanı reddetme...herkesi kendi yaşantısına uydurmaya çalışma kendi dünya görüşünü üstün kılma çabası...herhalde gücün doğasında bu var...peki şuan nedir durum? daha da kötü çünkü avrupada hristiyanların sözde yada kendilerine demokratlıkları gibi islamcıların da demokrat olmadığını gördüm...din üzerine kurulu (din inancı demiyorum zira herkes dinini özgürce yaşamalı ve kimsenin pahasına yada lütfuna göre değil)bir zihin DEMOKRAT olamıyor maalesef... sonunda buna kanaat getirdim...şuan türkiyede eleştiri yapamazsınız, listeler yapılıp insanların koyun gibi hapisanelere tıkıldığı, gazetecilerin milletvekillerin (görüşlerine katılmasam da) tutuklandığı bir ortamda ne kadar demokratlıktan behsediliebilir. şuan yabancı yatırımcı olsanız türkiyeye yatırım yaparmısınız? ülke günden güne eriyor...daha da kötüsü herkes birbirinden nefret ediyor... biz nasıl bu hale geldik? biz ne batılıyız de doğulu ...arada sıkışmış, kendi sentezini kendi kendine bile değil toplumsal olaylarla şekillendiren bir ülkeyiz... batının elbette iyi taraflarını alalım ama batı bunun için çok bedel ödedi... inşallah sıra bizde değildir...yorumumum başında öteki olmamak için döndüm demiştim...şuan neyim kendi ülkemde, öteki mi ? inanın artık bilemiyorum... yazık...çok yazık...

    ReplyDelete
  64. Kanada anltaılan, yazılan ve gösterilen gibi TOZ PEMPE bir ülke degil. Tamamen göçmenlik firmalarının ürün haline getirdiği bir ülke. Yani PAZARLAMA ÜRÜNÜ. Gidenlerin cogu pişman ve mutsuz. Her nedense bu yanlarını ortaya çıkartmıyorlar.2 hafta TORONTO sehrinde tatil yaptım.Gitmeden önceki toronto ile oraya gidince deneyimledigim kanada arasında %100 fark var. Sokaklarda EVSIZLER, UYUSUTURUC ICEN ZENCILER daha neler neler..GIDIN GÖRUN..Iklimi ASIRI SOGUK.

    ReplyDelete
  65. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  66. Ben de Ankaradayım. Teşekkürler.

    ReplyDelete
  67. kopamamak normaldir, çünkü şairin dedigi gibi: "Ben burada toprağındaki köküm"
    ( şiirin öyküsü dahil bütününün tercümesi için link : www.facebook.com/azadestanbuli/videos/1262062323886955 )
    "Ve biliyorum, bir gün geri döneceksin"

    ReplyDelete
  68. Araftan selamlar. Paylaşımınıza yapılan yorumları şöyle bir okuyunca bu coğrafyadan ve bu coğrafyanın afedersiniz fikir yestehlemeden duramayan haris kalabalığından uzaklaşmanıza sizin adınıza sevindim. Yalnız ben olsam siber erişime de kendimi kapatırdım. Hayat kısa. Bir duşünün derim.

    ReplyDelete
  69. Özlem Şencan şu anda ter çevrilmiş bir insan. Ya da ayakları havada. Paronaya içinde. Acilen orada çok sayıda psikolojik klinikler var, oralara gidip öğüt (Advise) almalı. Yazdıkları tam bir ruh hastası, sendrom içinde. Düyayı bilmiyor. Türkiye'yi bilmiyor. İçinden çıktığı toplumu bilmiyor. Ailesini bilmiyor. Tam bir cahil bakışı içinde. Bir arkadaş Tanzimat Kafası demiş yorumunda daha beteri. Tanzimatçılar, ülkelerine döndüklerinde bazı yeniliklere önderlik ettiler. Bunu yazan ruhunu teslim etmiş, uşaklaşmış. Hayran olduğu toplumun, tarihsel gelişmesinden haberi yok. Yazdıklarının çok fazlasını hak edecek yanıt gerekiyor. Ama ruhunu tüketen bir insana yazma gereği bile duymadım. Yazı yazacağım, eleştiriden anlayan biri olsa kusurlarını yazardım. Am bu yazıyı yazan, düşünce kusurlu değil, beynini Uninstol yaptırıp, tekrar yeni bir format yüklemiş. elektronik bir insan durumunda. Yolun ve mekanın hayırlı olsun.

    ReplyDelete
  70. Özlem Hanım yazınızı ve yorumları ilgiyle okudum. Öncelikle detaylı bilgi aktarımınız için size sonrada diğer yorumculara teşekkür ederim. Bu konuyu uzun zamandır evimzde tartışıyor ama bir türlü bir sonuca varmıyoruz.Biri yeni maden mühendisi olmuş diğeri bilgisayar mühendisliği okuyan iki oğlum var. Ve onları bu konuda cesaretlendirmeyen yeni emekli olmuş endüstri mühendisi anneyim.

    Ve okuduklarım sonrası cesaretlendirmemekte doğru yerde durduğumu anladım. Onlara verebilecek bahsedilen ekstra bir kaynağımız yok. Sanırım ya kaybedecek şeyi kalmayanlar yada sızın gibi mevcut bağlantıları olanlar için zor ama güzel bir tercih.
    Allah mutluluğunuzu daim etsin, özlem denen şey her yer değişikliğinde var

    Ben Ankara'da doğdum büyüdüm ve okudum sonra eş nedeniyle çok sevdiğim İstanbul'a geldim. Sonra çekirdek ailem, anne baba ve kardeşimde geldi. Yaklaşık 30 sene oldu ama hep bir Ankara özlemi orda bıraktığım evimiz arkadaşlarım içinde hep cız yapar . sanırım çocukluk gençlik nerde geçerse orda kalıyoruz.

    Eş ve benzeri mevcut bağlantısı olanlar dışında hayatın çok zor olacağı oldukça açık görünüyor.

    Bilgi ve deyim aktarımlarınız için tekrar teşekkürler

    ReplyDelete
  71. ÖZLEM hocam merhaba ben emine'nin eşi kudret.kaleminiz süper ve burda ülkemde çocuklarımıza iyi bir gelecek göremiyoruz bizde.inşallah sizin gibi bir fırsat bize de nasip olur

    ReplyDelete
  72. gerçekten ülkesini seven insan için yaşadığı ülkeye göre standartları yüksek bir ülkede bulunmak rahatlık olmadığı gibi sahip olunan haklar ve konfor aslında acı veren bir hal alıyor. sunulan her imtiyazı kendi ülkenle kıyaslayarak yaşamak; kendi ülkende kısıtlı yaşamaktan daha zor geliyor. eğer kalbin hala doğduğun topraklar için atıyorsa tabi.

    ReplyDelete
  73. Özlem hanım ,

    Eşimle birlikte yazdıklarınıza katılarak deyim yerinde ise Türkiye'den bir an önce kaçmak ve Kanada'da ya bir yüksek lisans programına ya da sertifika programına kaydolarak orada kalmak istiyoruz.
    Bu konuda bize yardımınız olabilirse çok seviniriz.

    Saygılarımla,
    SEMA
    Bu konuda bize

    ReplyDelete
  74. Ne diyeyim, elinize dilinize sağlık,:) Cok net guzel bir anlatım.

    ReplyDelete

Blog Archive

Powered by Blogger.